Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) bünyesindeki araştırmacılar tarafından yayımlanan yeni bir çalışma, dünya genelinde giderek sıkılaşan iklim değişikliği politikalarının yabancı yatırımcı kararlarını nasıl etkilediğini mercek altına aldı. Ayşe Sıla Koç ve İrfan Çerçil tarafından kaleme alınan analiz, 1990-2019 yılları arasındaki verileri kullanarak, çevre odaklı düzenlemelerin uluslararası sermaye akışları üzerindeki dinamik etkilerini inceliyor. Araştırma, iklim politikalarının yabancı yatırımcılar üzerinde ülkelerin gelişmişlik düzeyine göre taban tabana zıt etkiler yarattığını ortaya koyuyor.

GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERDE SERMAYE GİRİŞİ YAVAŞLIYOR

Çalışmanın en dikkat çekici bulgusu, iklim değişikliği politikalarındaki (İDP) sıkılaşmanın, gelişmekte olan piyasalara yönelik hem brüt hem de net doğrudan yabancı yatırım (DYY) girişlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir düşüşe neden olmasıdır. Gelişmekte olan ekonomilerde bu politikalardaki bir puanlık artışın, yabancı yatırım girişlerini gayrisafi yurt içi hasılaya oranla yaklaşık yüzde bir puan azalttığı saptanmıştır. Buna karşın, gelişmiş ekonomilerde iklim düzenlemelerinin yabancı sermaye akışları üzerindeki etkisi oldukça sınırlı kalmakta ve istatistiksel olarak anlamlı bir sonuç üretmemektedir.

YATIRIMCI TERCİHLERİNDE POLİTİKA TÜRÜ KRİTİK ROL OYNUYOR

Araştırma, yabancı yatırımcıların farklı iklim politikası araçlarına karşı gösterdiği duyarlılığın da değişkenlik gösterdiğini kanıtlıyor. Özellikle karbon vergisi gibi "piyasa temelli" düzenlemeler, yabancı yatırım girişleri üzerinde en büyük caydırıcı etkiyi yaratan unsur olarak öne çıkıyor. Öte yandan emisyon standartları gibi piyasa dışı düzenlemelerin veya teknoloji odaklı destek paketlerinin yatırımlar üzerindeki negatif etkisinin daha sınırlı olduğu görülüyor. Bu durum, yatırımcıların özellikle doğrudan maliyet artıran ve belirsizlik yaratan regülasyonlardan daha fazla çekindiğine işaret ediyor.

KURUMSAL YAPI VE YATIRIM GÜVENLİĞİ ÖN PLANDA

Analizde, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki bu keskin ayrışmanın nedenlerine dair önemli çıkarımlar yapılıyor. Gelişmiş ekonomilerin sahip olduğu güçlü kurumsal altyapı ve yatırımcı koruma mekanizmaları, iklim düzenlemelerinden kaynaklanan riskleri dengelemeyi başarıyor. Gelişmekte olan ülkelerde ise çevre standartlarındaki artışın, halihazırdaki kurumsal belirsizliklerle birleştiğinde uyum maliyetlerini yükselttiği ve yatırımcı için bir engel haline geldiği tahmin ediliyor. Sonuç olarak, yabancı yatırımcının iklim politikalarına karşı tutumu, ülkenin genel yatırım ortamının sağlamlığıyla doğrudan ilişkili seyrediyor.

Bu bulgular, yeşil dönüşüm hedefleriyle yabancı sermaye ihtiyacı arasında denge kurmaya çalışan politika yapıcılar için kritik bir yol haritası sunuyor.

Kaynak: Kanal 6 Haber