Ulusal Bilimler Akademisi'nin (NAS) hakemli dergisi olan PNAS'te yayımlanan makaleye göre; Güney Kafkasya'nın Neolitik yerleşmeleri Gadachrili Gora ve Shulaveris Gora’da yürütülen uluslararası kazılar, insanlık tarihinin beslenme alışkanlıklarını kökten değiştirecek veriler sundu. Profesör David Lordkipanidze liderliğindeki ekip, radyokarbon tarihleme yöntemiyle M.Ö. 5922 ile 5747 yılları arasına tarihlenen buğday taneleri tespit etti. Bu bulgular, Gürcistan’ın güneydoğusunu dünyada ekmeklik buğdayın kültüre alındığı en eski merkezlerden biri haline getiriyor.
BUGÜNKÜ EKMEKLE YÜZDE 95 AYNI GENETİK
Araştırmanın en çarpıcı detaylarından biri, antik yerleşkelerde bulunan Triticum aestivum türünün, günümüzde küresel buğday tüketiminin yaklaşık %95’ini oluşturan modern ekmeklik buğdayla aynı olması. Bilim insanları, bu genetik sürekliliğin modern fırıncılık kültürünü doğrudan 8 bin yıl önceki antik tarım uygulamalarına bağladığını belirtiyor. Gürcistan Ulusal Müzesi’nden Profesör Nana Rusishvili, bu keşfin Gürcistan’ın buğdayın evcilleştirilme merkezi olduğunu tescillediğini vurguluyor.

SADECE EKMEK DEĞİL
Bölgeyi antropolojik açıdan eşsiz kılan tek unsur buğday değil. Arkeolojik alanlar, aynı döneme ait şarap üretim izlerini de barındırıyor. Profesör Melinda Zeder, ekmek ve şarabın insan kültürünün temel sütunları olduğunu hatırlatarak, Kafkasya’daki bu antik toplulukların bilgi ve yaratıcılığı birleştirerek modern yaşam tarzımızın temellerini attığını ifade ediyor.
"KAFKASYA, YAKIN DOĞU DÜNYASININ GELİŞİMİNE YÖN VEREN KİLİT İNOVASYONLARIN DOĞUM YERİ"
Toronto Üniversitesi’nden Profesör Stephen Batiuk, elde edilen verilerin yerleşik tarih anlatısını değiştirdiğini savunuyor. Uzun süre boyunca Kafkasya’nın yenilikleri dışarıdan alan "çevresel" bir bölge olarak görüldüğünü belirten Batiuk, "Araştırmamız bu anlatıyı sarsıyor; Kafkasya, Yakın Doğu dünyasının gelişimine yön veren kilit inovasyonların doğum yeridir" açıklamasında bulundu.

KEŞİFLER DEVAM EDİYOR
Bilim ekibi, özellikle Anadolu ile Kafkasya arasındaki keşfedilmemiş alanlarda araştırmalarını derinleştirmeyi planlıyor. Gastronomi tarihinin karanlıkta kalan noktalarını aydınlatacak yeni "lezzetli" keşiflerin kapıda olduğu belirtiliyor. Bugün masalarımıza gelen taze bir dilim ekmeğin ardında, 8.000 yıllık bir deha ve tarımsal süreklilik yatıyor.





