Bank of America'nın (BofA) büyük ses getiren mayıs ayı küresel fon yöneticileri anketi, küresel piyasalarda çarpıcı bir iyimserlik dalgasını ortaya koydu. Şirket karlarındaki güçlü seyir ve ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirimlerine başlayacağı beklentisi, küresel yatırımcıların risk iştahını adeta patlattı. Ankete katılan dev fon yöneticileri, portföylerindeki hisse senedi ağırlığını rekor bir hızla artırarak piyasalarda son yılların en agresif pozisyonlanmasına imza attı.
REKOR HIZDA HİSSE ARTIŞI VE SATIŞ SİNYALİ
Nisan ayında net yüzde 13 seviyesinde olan hisse senedi ağırlık artırımı, mayıs ayı itibarıyla adeta fırlayarak yüzde 50 seviyesine ulaştı. Bu keskin yükselişle birlikte küresel yatırımcılar, Ocak 2022'den bu yana portföylerinde hisse senetlerine ayırdıkları en yüksek paya ulaşmış oldu. Ancak bu büyük coşku, Bank of America stratejistleri tarafından temkinli bir yaklaşımla karşılandı. Bankanın uzmanları, piyasadaki bu aşırı iyimser görünümün BofA’nın kendi göstergelerine göre teknik bir "satış sinyaline" yaklaştığı uyarısında bulundu.
YARI İLETKENLERDE YOĞUNLAŞMA VE BOĞA TESLİMİYETİ
Yatırımcıların en çok rağbet gösterdiği ve adeta akın ettiği sektör ise teknoloji dünyasının kalbi olan yarı iletkenler oldu. Ankete katılan fon yöneticilerinin yüzde 73 gibi ezici bir çoğunluğu, yarı iletken hisselerinde uzun pozisyon taşıdıklarını belirterek burayı piyasanın "en kalabalık" ticareti haline getirdi. Bu yoğun ilginin arkasında, Philadelphia Semiconductor endeksinin mart sonundan bu yana yaklaşık yüzde 50 oranında değer kazanması yatıyor.
Piyasaların bu durumunu değerlendiren Bank of America'nın ünlü baş stratejisti Michael Hartnett, geçtiğimiz hafta dile getirdiği "boğa teslimiyeti" görüşünü yineledi. Hartnett, hisse senedi piyasalarındaki yükseliş coşkusunun büyük ölçüde tamamlanmak üzere olduğuna dikkat çekerek, haziran ayının başının kâr realizasyonu yapmak için oldukça uygun bir dönem olabileceğini vurguladı. Ünlü stratejiste göre, olası bir geri çekilmenin boyutunu ise doğrudan tahvil faizlerinin seyri belirleyecek.
ENFLASYON ENDİŞESİ VE TAHVİL FAİZLERİNDE TARİHİ SEVİYELER
Küresel tahvil piyasalarında ise İran savaşı ve buna bağlı olarak yükselen enerji fiyatlarının yarattığı enflasyonist baskı derinden hissediliyor. Son haftalarda sert yükselen 30 yıllık ABD tahvil faizi, yüzde 5,15 civarına demirleyerek 2007 yılından bu yana görülen en yüksek seviyelere yaklaştı. Geleceğe yönelik beklentilerde de karamsarlık hakim; ankete katılanların yüzde 62'si 30 yıllık tahvil faizlerinin yüzde 6'nın üzerine çıkacağını öngörüyor. Buna karşın, faizlerin yüzde 4 seviyesine gerileyeceğini düşünenlerin oranı yüzde 20'de kaldı.
Katılımcıların yüzde 40'ı ikinci bir enflasyon dalgası yaşanmasını piyasalar için en büyük "kuyruk riski" olarak tanımlarken, bu endişeye rağmen çoğunluk Fed'in önümüzdeki 12 aylık süreçte faiz indirimine gideceği yönündeki beklentisini koruyor. Ekonomik büyümeye yönelik tahminlerde ise küresel ekonomide sert bir iniş bekleyenlerin oranı yalnızca yüzde 4 olarak ölçüldü. Katılımcıların yüzde 39'u ekonomide hiçbir şekilde iniş olmayacağını savunurken, yüzde 66'lık kesim ise jeopolitik risklerin odak noktasındaki Hürmüz Boğazı'ndaki darboğazın önümüzdeki birkaç ay içinde sona ereceğine inanıyor.
AVRUPA’DAN KAÇIŞ VE ABD’YE TARİHİ ROTASYON
Anketin bölgesel sonuçları ise küresel sermayenin yönünü radikal bir şekilde değiştirdiğini kanıtladı. Avrupa ekonomisinin büyümesine yönelik iyimserlik, Ekim 2024'ten bu yana en sert düşüşünü kaydetti. İran savaşı öncesinde Avrupa hisselerinde net yüzde 35 seviyesinde ağırlık artıran yatırımcılar, savaşın ardından pozisyonlarını net yüzde 4 düşük ağırlık seviyesine çekti. Nakit varlıklarını da yüzde 4,3'ten yüzde 3,9'a düşürerek Şubat 2024'ten bu yana en sert nakit erimesini yaşayan fon yöneticileri, ellerindeki bu devasa likiditeyi ABD piyasalarına yönlendirdi.
Savaş öncesinde ABD hisse senetlerinde net yüzde 22 düşük pozisyonda olan Amerikalı yatırımcıların ağırlığı, mayıs ayında net yüzde 20 yüksek ağırlığa fırladı. Bank of America stratejistleri, Avrupa’dan çıkıp ABD’ye yönelen bu devasa para akışının, bankanın 1999 yılına kadar uzanan veri geçmişi içerisindeki en sert tarihsel rotasyonlardan biri olduğunun altını çizdi.