Türkiye’nin gıda güvenliği ve tarımsal kalkınması için kritik bir eşik daha aşıldı. Kredi Garanti Fonu (KGF) mekanizmasını tarım sektörünün merkezine çeken "Tarım Kefalet Destek Programı", Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı'nın katılımıyla hayata geçirildi. Teminat yetersizliği nedeniyle finansmana erişimde zorlanan üreticiler için güçlü bir güven mekanizması olarak kurgulanan sistem, tarımsal üretim kapasitesini doğrudan artırmayı hedefliyor.
İPOTEK DERDİ BİTİYOR
Tarım sektöründe Kredi Garanti Fonu kullanım oranının bugüne kadar yüzde 1 gibi son derece düşük bir seviyede kaldığına dikkat çeken Bakan Yumaklı, yeni programla bu makus talihin değişeceğini vurguladı. İlk aşamada 8 kamu ve özel bankanın katılımıyla başlatılan program kapsamında, üreticilere 30 milyar liralık kredi teminatı sağlanacak. İlerleyen dönemde bütçenin genişletilmesi ve sisteme yeni finans kuruluşlarının dahil edilmesi planlanıyor. Böylece çiftçi, "Banka benden neyi ipotek isteyecek?" derdinden kurtularak sadece üretime odaklanacak.
PLANLI ÜRETİME YÜZDE 20 FAİZ İNDİRİMİ
Bakanlık, finansmanı sadece bir kaynak değil, aynı zamanda tarımsal planlamanın bir kaldıracı olarak kullanıyor. Kaynakların doğru havzalarda, suyu merkeze alan stratejik ürünlerde kullanılması için kredi mekanizması yeniden tasarlandı. 2025 yılı itibarıyla devletin tarımsal üretim planlamasına uygun hareket eden çiftçilere ilave destekler ve yüzde 20 oranında faiz indirimi uygulanıyor.
2025'TE 1 MİLYON ÇİFTÇİYE 661 MİLYAR LİRALIK DESTEK
Tarım finansmanındaki dönüşümün rakamsal boyutu da devasa boyutlara ulaştı. 2025 yılında Ziraat Bankası, Ziraat Katılım ve Tarım Kredi Kooperatifleri aracılığıyla kullandırılan hazine faiz ve kar payı destekli kredi tutarı 661 milyar lirayı buldu. Bu kredilerden faydalanan üretici sayısı ise 1 milyona ulaştı. Şimdi KGF kefaletinin de devreye girmesiyle bu finansal hareketliliğin üretim bantlarında bir patlama yaratması bekleniyor.
TARLADAKİ DESTEK SOFRAYA YANSIYACAK
Bakan Yumaklı'nın "Tarımı desteklemek sadece bir sektörü değil, ülkenin tüm unsurlarını desteklemektir" sözleri makro iktisadi tablonun özetini sunuyor. Çiftçinin tarlayı ekebilmesi, doğrudan Türkiye'nin gıda enflasyonuyla mücadelesi anlamına geliyor. Kurulan bu yeni kefalet köprüsü, sadece çiftçinin traktörüne mazot veya tarlasına gübre olmakla kalmayacak; aynı zamanda vatandaşın market ve pazar sepetindeki yangını uzun vadede söndürecek en güçlü savunma hattı olacak.




