Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın savaş sonrası yayımladığı ilk Enflasyon Raporu’nda ara hedefleri yukarı yönlü revize etmesi, piyasalarda sıkılaşma beklentilerini körükledi. Bu revizyonun ardından dev banka Citigroup, Türkiye ekonomisine dair dikkat çeken bir analiz yayımladı.
Citi, mevcut makroekonomik görünüm altında yılın ikinci yarısı için faiz indirimi beklentilerinin ortadan kalktığını ve Merkez Bankası’nın "arka kapı" yöntemleriyle sıkılaşma döngüsünü sürdürdüğünü belirtti.
ARKA KAPIDAN 300 BAZ PUANLIK ÖRTÜLÜ SIKILAŞMA
Citigroup Ekonomisti İlker Domaç tarafından kaleme alınan analizde, TCMB’nin resmi politika faizini sabit tutmasına rağmen piyasa likiditesini yöneterek gayriresmi bir sıkılaşmaya gittiği vurgulandı.
Bankanın bir hafta vadeli repo ihalelerine ara vermesinin teknik sonuçlarını inceleyen Domaç, bu hamlenin fiili olarak 300 baz puanlık bir faiz artışına eşdeğer olduğunu ifade etti. Raporda, bu tür örtülü adımların esnek ve geri döndürülebilir olduğu kabul edilmekle birlikte, mevcut kur dinamikleriyle desteklenmediği sürece etkisinin sınırlı kalacağı uyarısı yapıldı.
KUR REKABETÇİLİĞİ VE ENFLASYON MAKASI
Citi analizinin en kritik noktalarından birini döviz kuru ve rekabetçilik ilişkisi oluşturdu. Döviz kurundaki değer kaybı hızının, enflasyon farkının gerisinde kalmasının Türk mallarının küresel pazardaki cazibesini azalttığına dikkat çekildi.
Analize göre, kurun enflasyondan daha yavaş hareket etmesi reel anlamda Türk lirasını değerli tutarken, ihracatçının rekabet gücünü aşındıran bir sürece zemin hazırlıyor. Banka, bu durumun sürdürülebilir olmadığını ve cari denge üzerinde baskı oluşturabileceğini öngörüyor.
PİYASA GÜVENİ İÇİN YENİ FAİZ ARTIŞI SİNYALİ
İlker Domaç, piyasa güvenini sarsmadan döviz kurundaki değer kaybı hızını ayarlamanın formülünü de sundu. Analizde, kurdaki hareketliliğin kontrolsüz bir devalüasyon algısı yaratmaması için bu sürecin mutlaka yeni bir resmi faiz artırımıyla desteklenmesi gerektiği savunuldu.
Citi’ye göre, sadece likidite operasyonlarıyla yürütülen "örtülü" sıkılaşma yerine doğrudan bir faiz hamlesi, hem enflasyonla mücadele kararlılığını pekiştirecek hem de piyasalara daha güçlü bir çıpa sunacaktır.