Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) resmi blog sayfası Merkezin Güncesi’nde yayımlanan analize göre, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından paylaşılan Ocak 2026 verileriyle birlikte Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) hesaplamalarında kapsamlı bir modernizasyon süreci başlatıldı. Avrupa Birliği standartlarına tam uyum sağlamak amacıyla gerçekleştirilen bu metodolojik yenilikler; tüketim harcama sınıflandırmasının değişmesi, baz yılının 2025 olarak güncellenmesi ve ağırlıklandırma sisteminde ulusal hesapların ana kaynak haline getirilmesi olmak üzere üç ana başlıkta toplandı. Değişen tüketim alışkanlıklarını ve ekonomik yapıyı daha şeffaf şekilde yansıtmayı hedefleyen bu adımlar, enflasyon göstergeleri ile diğer makroekonomik veriler arasındaki uyumu güçlendiriyor.
TÜKETİM SEPETİNDE KAPSAM GENİŞLEDİ VE SINIFLANDIRMA DEĞİŞTİ
Eski sistemde 12 ana grup ve 407 madde üzerinden yürütülen hesaplamalar, Birleşmiş Milletler ve AB tarafından kabul edilen yeni standartlar çerçevesinde 13 ana gruba çıkarıldı. Bu değişiklikle beraber modern yaşamın getirdiği yeni harcama kalemleri de endekse dahil edildi. Artık elektrikli otomobillerin şarj ücretleri, çevrim içi yemek siparişi taşıma bedelleri ve çamaşır kurutma makinesi gibi güncel tüketim unsurları TÜFE sepetinde yer alıyor. Ayrıca heterojen yapısı nedeniyle takip edilmesi güçleşen "Çeşitli Mal ve Hizmetler" grubu parçalanarak "Sigorta ve Finansal Hizmetler" ile "Kişisel Bakım ve Sosyal Koruma" başlıkları altında daha net bir ayrıma kavuşturuldu. "Haberleşme" grubu ise dijital dönüşümün etkisiyle "Bilgi ve İletişim" olarak genişletildi.

BAZ YILI GÜNCELLEMESİ VE VERİ KAYNAKLARINDAKİ DÖNÜŞÜM
Metodolojik değişikliğin ikinci ayağını, endeksin baz yılının 2025 olarak belirlenmesi oluşturdu. Bu teknik güncelleme, endeks serisinin yeniden ölçeklendirilmesini sağlarken geçmişe dönük yıllık ve aylık enflasyon rakamları üzerinde herhangi bir değişim yaratmıyor. Öte yandan, harcama ağırlıklarının belirlenmesinde "Ulusal Hesaplar Hanehalkı Nihai Tüketim Harcamaları"nın ana veri kaynağı olarak kullanılmaya başlanması, tüketim kalıplarındaki kaymaların endekse çok daha hızlı yansımasına imkan tanıyor. Bu yeni yaklaşım sayesinde TÜFE ile GSYH deflatörü gibi temel makro göstergeler arasındaki tutarlılık artarken, Hanehalkı Bütçe Araştırmaları artık tamamlayıcı bir kaynak olarak alt kalemlerin ağırlıklandırılmasında rol oynuyor.
HİZMET SEKTÖRÜNÜN AĞIRLIĞI ARTIYOR
Yeni hesaplama yöntemiyle birlikte sepet içindeki ağırlık dağılımında en dikkat çekici değişim hizmetler grubunda yaşandı. Ekonomik yapıdaki dönüşüm ve gelişmiş ülkelere yakınsama süreciyle uyumlu olarak, hizmet sektörünün TÜFE içindeki payı 7,4 puanlık bir artış gösterdi. Özellikle ulaştırma, lokanta, otel ve finansal hizmetlerin payı yükselirken; enerji grubunun ağırlığında sübvansiyonların da etkisiyle 3,2 puanlık, temel mallarda ise 3 puanlık bir gerileme kaydedildi. Gıda grubunda ise toplam ağırlık sınırlı bir düşüş gösterse de işlenmiş gıdanın payının artması dikkat çekiyor. Bu değişimler sonucunda, enflasyonun ana eğilimini yansıtan B ve C endekslerinin kapsayıcılığı da önemli ölçüde artmış oldu.

GÜNCELLEMENİN ENFLASYON RAKAMLARINA MUHTEMEL ETKİSİ
Yapılan analizler, ağırlık yapısındaki bu köklü değişikliğin 2026 yılı Ocak ayı enflasyonu üzerindeki doğrudan etkisinin yaklaşık 0,1 puan azaltıcı yönde olduğunu ortaya koyuyor. Ancak hizmetler grubunun ağırlığındaki belirgin artış, yıllık enflasyon görünümü açısından farklı bir tablo çiziyor. 2025 yılında hizmet enflasyonunun mal enflasyonuna kıyasla daha yüksek seyretmiş olması ve bu durumun 2026'da da devam edebileceği beklentisi, hizmetlerin sepetteki payının artmasının yıllık enflasyon üzerinde yaklaşık 1 puanlık yukarı yönlü bir etki yaratabileceğine işaret ediyor. TCMB ekonomistleri, bu değişimin diğer makroekonomik verilerle uyumlu olduğunu ve dezenflasyon sürecinin takibinde daha sağlıklı bir zemin oluşturacağını vurguluyor.




