İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 22 Şubat’ta gerçekleştirilen kabine toplantısı öncesinde yaptığı konuşmada, bölgede yeni bir jeopolitik denge kurma hedefi taşıyan ve "altıgen ittifak" adını verdiği stratejik vizyonunu kamuoyuna açıkladı. İsrail Dışişleri Bakanlığı tarafından paylaşılan metne göre Netanyahu; Hindistan, çeşitli Arap ve Afrika ülkeleri, Yunanistan, Kıbrıs ve Asya’dan henüz ismi açıklanmayan bazı ulusları kapsayan "bütüncül bir sistem" kurmayı planlıyor.

İşte Netanyahu’nun "altıgen ittifak" çıkışının detayları ve uluslararası uzmanların bu söyleme dair analizleri:

'RADİKAL Şİİ VE RADİKAL SÜNNİ EKSENLERİNE KARŞI'

Netanyahu, bu ittifakın temel amacını "Hem çok sert darbeler indirdiğimiz radikal Şii eksenine hem de ortaya çıkan radikal Sünni eksenine karşı, gerçeklik, zorluklar ve hedefler konusunda aynı görüşte olan uluslardan oluşan bir eksen oluşturmak." olarak tarif etti.

Başbakan, bu ulusların her birinin farklı algılara sahip olduğunu ancak yapılacak iş birliğinin büyük sonuçlar doğurarak İsrail'in direncini ve geleceğini güvence altına alacağını savundu. Netanyahu’nun "radikal Şii ekseni" ile İran ve desteklediği "Direniş Ekseni"ni (Hamas, Hizbullah, İslami Cihat ve eski Esad yönetimi) kastettiği değerlendirilirken; "radikal Sünni ekseni" ifadesi, bu tanımın hangi ülkeleri hedef aldığına dair tartışmaları beraberinde getirdi.

MANİPÜLASYON VE İÇ KAMUOYU ELEŞTİRİLERİ

BBC Türkçe’ye konuşan uzmanlar, Netanyahu’nun bu çıkışını "belirsiz" ve "iç politikaya yönelik" olarak nitelendirdi. Oxford Analytica’nın Yardımcı Direktörü Dr. Laura James, Netanyahu’nun bilinçli olarak belirsiz konuştuğunu belirterek, bunun seçim öncesi İsrail kamuoyuna "yalnız değiliz" mesajı vermek için kullanılan bir retorik aracı olduğunu savundu.

Eski İsrailli diplomat Alon Pinkas ise bu hamleyi "gerçekliği ve jeopolitiği manipüle etme iddiası" olarak yorumladı. Pinkas "Şimdi aklında Endonezya, Azerbaycan ve Suudi Arabistan var. Bütün bunlar, Filistin sorunuyla ilgilenmekten kaçınmak için." değerlendirmesinde bulundu.

ODAKTAKİ GRUPLAR VE TÜRKİYE FAKTÖRÜ

Dr. James, "radikal Sünni" tanımlamasının arka planında BAE ile olan ortaklığın yattığını; Müslüman Kardeşler bağlantılı gruplar, Sudan ordusu ve Yemen'deki Islah Partisi gibi aktörlerin hedef olabileceğini belirtti.

Risk danışmanı Megan Sutcliffe ise İsrail siyasi çevrelerinde açıkça telaffuz edilen asıl ülkenin Türkiye olduğunu vurguladı:

"İsrail, Türkiye'yi bölgesel emellerine yönelik yeni bir tehdit olarak görüyor; bunun nedeni kısmen Türkiye'nin özellikle Suriye'deki artan etkisi."

Türkiye’nin Esad rejiminin devrilmesinden sonra Suriye’deki en etkili güç haline gelmesi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İsrail’e yönelik "soykırım" suçlamaları ile Hamas’ı "direniş örgütü" olarak tanımlaması gerilimi tırmandırıyor. Eski Başbakan Naftali Bennett de bu durumu, "Türkiye yeni İran'dır. Erdoğan sofistike, tehlikeli ve İsrail'i kuşatmayı hedefliyor" sözleriyle destekledi.

HİNDİSTAN VE AFRIKA AYAĞI

Netanyahu’nun bu açıklamaları, Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin 25-26 Şubat’taki tarihi ziyareti ve Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un Etiyopya seyahatiyle eş zamanlı geldi.

Netanyahu, "radikal Sünni" tehdidini Hindistan ile ortak bir zemin yaratmak için kullanıyor. Pakistan ise Netanyahu'nun bu planlarını "uluslararası istikrarı tehdit eden eylemler" olarak kınadı.

İsrail'in Aralık 2025'te Somaliland'ı tanıması bölgedeki tansiyonu yükseltmişti. Sutcliffe, bu söylemin İsrail’in Afrika’ya entegrasyonu ve Somaliland’da istihbarat tesisleri kurma potansiyelini de kapsadığını belirtti. Özellikle Etiyopya’nın Somaliland’ı tanıması sonrası Somali’nin Türkiye ile savunma anlaşması imzalaması, bölgedeki saflaşmayı belirginleştirdi.

Netanyahu’nun "altıgen ittifak" söylemi; Etiyopya, Hindistan ve Somaliland gibi potansiyel müttefiklerle istihbarat, silah satışı ve ortak silah sistemleri gibi alanlarda iş birliğini artırarak İsrail'in uluslararası yalnızlığını kırma çabası olarak görülüyor.

Kaynak: Kanal 6 Haber