NCD Risk Faktörleri İş Birliği (NCD-RisC) tarafından yürütülen bu geniş kapsamlı araştırma, 1980-2024 yılları arasında 200 ülke ve bölgede gerçekleştirilen 4 bin 50 nüfus tabanlı çalışmanın sonuçlarına dayanıyor.
Uzmanlar, obezite oranlarını yalnızca on yıllık uzun periyotlarla karşılaştırmak yerine, salgının yıllık mutlak değişim hızını ("velocity") ölçerek küresel dinamikleri ilk kez bu kadar hassas bir şekilde mercek altına aldılar. Araştırmada obezite tanımı; yetişkinler için Vücut Kitle İndeksinin (VKİ) 30 kg ve üzerinde olması, çocuk ve ergenler için ise Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) büyüme referans değerlerinin iki standart sapma üzerinde bulunması esasına göre yapıldı.
Obezitenin kardiyovasküler, böbrek, karaciğer ve solunum yolu hastalıkları, diyabet, bazı kanser türleri ve nöropsikiyatrik bozukluklar gibi ciddi sağlık risklerini doğrudan artırdığı biliniyor.
ÇOCUK VE GENÇLERDE DURUM NASIL?
Çalışmanın en dikkat çekici bulgularından biri, yüksek gelirli batı ülkelerindeki okul çağındaki çocuk ve ergenlerde (5-19 yaş) obezite artış hızının 1990'lı yıllardan itibaren yavaşlamaya başlaması ve ardından bir duraklama evresine girmesidir. Ancak bu duraklama, ülkeler arasında ciddi oran farklarıyla gerçekleşti.
Örneğin, yaşa göre standardize edilmiş obezite oranları Japonya, Danimarka ve Fransa'daki kız çocuklarında yüzde 3-4 gibi oldukça düşük seviyelerde sabitlenirken, ABD'deki erkek çocuklarında bu oran yüzde 23 gibi son derece yüksek bir endemik seviyede düzlüğe ulaştı. İtalya, Portekiz ve Fransa gibi bazı batı Avrupa ülkelerinde ise 2000'li yıllardan bu yana çocuk ve ergen obezitesinde hafif gerileme sinyalleri (negatif artış hızı) kaydedildi. Bu durumun istisnaları ise obezitenin istikrarlı bir şekilde artmaya veya hızlanmaya devam ettiği Avustralya, Finlandiya ve İsveç oldu.
YETİŞKİNLERDE MAKAS 10 YIL SONRA KAPANDI
Yetişkin nüfusta obezite artışının yavaşlaması ve duraklaması, çocuklardakinden yaklaşık on yıl sonra, yani 2000'li yılların başında veya sonrasında gerçekleşti. Kıta Avrupası'nda yetişkin obezite oranları 2024 yılı itibarıyla genellikle yüzde 25'in altında (Fransa'da yüzde 11 kadar düşük) seyrederken; İngiltere, Kanada ve ABD gibi İngilizce konuşulan yüksek gelirli ülkelerde bu oran yüzde 25 ile yüzde 43 arasında değişen çok daha yüksek seviyelerde sabitlendi. İspanya gibi bazı ülkelerde ise yetişkin obezitesinde az da olsa bir geri dönüş ve azalma eğilimi gözlendi.
GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERDE DURDURULAMAZ YÜKSELİŞ
Gelişmiş ülkelerdeki bu durağanlığa tezat olarak; Asya, Afrika, Latin Amerika, Karayipler ve Pasifik ada ülkelerinde obezite oranları adeta kontrolden çıkmış durumda.
Düşük ve orta gelirli birçok ülkede yıllık obezite artış hızı sabit kalırken veya hızlanırken, buralardaki toplam obez nüfus oranı gelişmiş ülkelerin seviyesini çoktan geride bıraktı. İncelenen 200 ülkenin 110'unda kız çocukları, 91'inde ise erkek çocukları için 2024 yılındaki obezite artış hızı, 1980'den bu yana kaydedilen en yüksek seviyeye ulaştı.
Çocuklarda en kritik yıllık artışlar kızlarda Tonga ve Samoa'da, erkeklerde ise Peru'da (yıllık 0.9 yüzde puanlık artışla) görüldü. Yetişkinlerde ise obezite oranı Pasifik ada ülkelerinden Tonga ve Cook Adaları'nda yüzde 65'i aşarken, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Latin Amerika'daki birçok ülkede yüzde 35'in üzerine tırmandı. Gelişmiş batı dünyasından bu yüksek artış hızlarına yaklaşan tek istisna, yetişkin kadınlarda Finlandiya oldu.
GIDA TEKNOLOJİLERİ VE EKONOMİK DÖNÜŞÜMÜN ETKİSİ
Bilim insanları, bu keskin küresel farklılığın temelinde sosyo-ekonomik ve teknolojik faktörlerin yattığını vurguluyor. Gelişmiş ülkelerdeki gıda bulunabilirliği, satın alınabilirlik ve bilinç düzeyindeki değişimler salgının kontrol altına alınmasına yardımcı oldu. Buna karşılık gelişmekte olan ülkelerde durum çok daha yapısal sebeplere dayanıyor:
- Gıda üretimi, işleme, depolama ve nakliye teknolojilerindeki değişimler gıda maliyetlerini ve erişilebilirliğini radikal şekilde etkiledi.
- Ülkelerin ve hanelerin ekonomik kaynaklarının artmasıyla birlikte, beslenme alışkanlıkları hızla geleneksel gıdalardan endüstriyel ve işlenmiş gıdalara kaydı.
- Kurumsal ve ticari uygulamalar, agresif pazarlama stratejileri ve yetersiz mali ya da düzenleyici politikalar, sağlıksız gıdaların ucuzlamasına ve yaygınlaşmasına yol açtı.
KÜRESEL SAĞLIK POLİTİKALARI İÇİN ACİL EYLEM ÇAĞRISI
Araştırmacılar, obeziteyi tek bir küresel salgın olarak genellemenin ülkeler arasındaki bu derin ve heterojen dinamikleri maskelediği uyarısında bulunuyor. Gelişmiş ülkelerde salgın durağanlaşarak belirli bir endemik hal alırken, düşük ve orta gelirli ülkelerin acil ve kapsamlı politika müdahalelerine ihtiyacı var.
Uzmanlar; beslenme ve kamu sağlığı programlarının önceliklendirilmesi, gıda fiyatları ve bulunabilirliğini etkileyecek düzenleyici (mali/yasal) politikaların devreye sokulması, kilo verme ilaçları ile bariatrik cerrahi gibi sağlık hizmetlerine erişimin küresel adaletsizliği derinleştirmeyecek şekilde planlanması gerektiğini belirtiyor. Sadece bireysel bilgilendirmeye dayalı politikaların yetersiz kalacağı, özellikle gelişmekte olan ülkelerde gıda tedarik zincirini ve sağlıklı beslenmeyi destekleyecek yapısal reformların şart olduğu vurgulanıyor.