Rusya Devlet Başkanı Wladimir Putin, ABD Başkanı Donald Trump’ın Pekin ziyaretinden yalnızca birkaç gün sonra, Çin Devlet Başkanı Şi Jinping'in özel davetlisi olarak ülkeye resmi bir ziyaret gerçekleştiriyor.
İyi Komşuluk, Dostluk ve İşbirliği Anlaşması'nın 25. yıl dönümüne denk gelen bu stratejik zirve, Moskova ve Pekin yönetimlerinin küresel arenadaki yakınlaşmasını bir kez daha gözler önüne seriyor. İki gün sürecek görüşmelerde, Ukrayna'daki savaşın gidişatı, ekonomik yaptırımların gölgesindeki enerji ticareti ve ABD'nin yeni dönem politikaları masaya yatırılacak.
TRUMP'IN ARDINDAN PEKİN'DE GÖVDE GÖSTERİSİ VE ORTAK BİLDİRİ
Çin ve Rusya uzmanı Adrian Geiges'e göre, bu ziyaret özellikle cephede durağan bir döneme giren Putin için kritik bir öneme sahip. Ukrayna krizinde olası bir müzakere süreci öncesinde, ilk olarak ABD ile temas arayışında olan Rusya lideri, atacağı adımları "büyük ağabeyi" olarak gördüğü Pekin yönetimiyle koordine etmek istiyor.
Öte yandan geçtiğimiz hafta Donald Trump'ı oldukça görkemli bir törenle ağırlayan Şi Jinping'in, bu zirveyle birlikte dünyaya net bir mesaj vermeyi amaçladığı belirtiliyor. Çin liderinin, ABD ile barışçıl bir arada yaşama vizyonunu desteklemekle birlikte, dünyayı algılama biçimi açısından Rusya ile aynı çizgide olduklarını vurgulaması bekleniyor. Zirvenin sonunda ise, Trump'ın ziyaretinden farklı olarak iki liderin kapsamlı bir ortak bildiriye imza atması planlanıyor.
EKONOMİK İŞ BİRLİĞİ VE SİBİRYA'NIN GÜCÜ 2 BORU HATTI
Batı dünyasının ağır yaptırımları nedeniyle ekonomik daralma yaşayan Rusya için bu ziyaret, hayati önem taşıyan ticari anlaşmaların da güvence altına alınması anlamına geliyor.
İki liderin Trump, Ukrayna ve İran konularındaki fikir alışverişinin yanı sıra, ekonomik iş birliğini tüm alanlarda derinleştirmeyi hedeflediği kaydediliyor. Görüşmelerin en önemli gündem maddelerinden birini ise stratejik enerji projeleri oluşturuyor. Rusya'nın Kuzey Kutbu'ndaki devasa doğalgaz rezervlerinden Çin'e yılda 50 milyar metreküp gaz taşıması planlanan "Sibirya'nın Gücü 2" boru hattı projesinin, masadaki en kritik başlıklardan biri olacağına kesin gözüyle bakılıyor.
LİBERAL DEMOKRASİYE KARŞI ORTAK CEPHE VE ORTA ASYA REKABETİ
Moskova ve Pekin arasında her geçen gün güçlenen bu ittifakın temelinde, her iki ülkenin de liberal demokrasiyi ortak bir düşman olarak algılaması yatıyor. Rusya'nın, özellikle Çin karşısında giderek bir "küçük ortak" konumuna evrilmesine ve Uzak Doğu'da 19. yüzyıla kadar Çin'e ait olan geniş toprakları elinde tutmasına rağmen, bu ortak vizyon ikili ilişkilerdeki potansiyel krizleri şimdilik arka plana itiyor. Ancak uzmanlar, özellikle Orta Asya'daki eski Sovyet cumhuriyetleri üzerinde yaşanabilecek olası bir nüfuz çatışmasına dikkat çekiyor. Geleneksel olarak Moskova'nın etki alanı sayılan bu bölgelerin, Çin'in devasa "Yeni İpek Yolu" altyapı projesiyle giderek Pekin'e bağlanması, iki müttefik arasında uzun vadede farklı çıkarların sınanabileceği bir alan olarak öne çıkıyor.