Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan’ın Londra’da gerçekleştirdiği yatırımcı zirvesine dair önemli detaylar kulislere sızdı. Bloomberg’in konuya yakın kaynaklardan elde ettiği bilgilere göre Başkan Karahan, uluslararası finans çevreleriyle yaptığı görüşmelerde para politikasının geleceğine yönelik net sinyaller verdi.
Bankanın, 23 Temmuz’da gerçekleştirilecek Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı öncesinde piyasayı fonlama kanallarından biri olan bir haftalık repo ihalelerine geri dönmek için acele etmeyeceği belirtildi. Merkez Bankası yetkilileri konuya ilişkin resmi bir açıklama yapmaktan kaçınırken, Londra’dan gelen bu mesajlar piyasada yakından analiz ediliyor.
ENFLASYON VERİLERİ BEKLENECEK
Toplantıya katılan kaynakların aktardığı bilgilere göre ekonomi yönetimi, atılacak adımlardan önce makroekonomik verilerin seyrini görmeyi tercih ediyor. Başkan Karahan’ın yatırımcılara, önümüzdeki ay açıklanacak olan güncel enflasyon rakamlarını titizlikle incelemek istediklerini ilettiği öğrenildi. Bu değerlendirme süreci tamamlanmadan haftalık repo fonlamasına yeniden başlamanın stratejik olarak mantıklı olmayacağı vurgulanırken, merkez bankasının temkinli duruşunu koruyacağı ifade ediliyor.
Bu durum, TCMB’nin en azından temmuz ayındaki kritik PPK toplantısına kadar mevcut borçlanma maliyetlerini yüzde 40 seviyesinde tutma eğiliminde olduğunu gösteriyor. Diğer taraftan, bazı piyasa analistleri ve ekonomistler ise temmuz ayındaki toplantıda sürpriz bir faiz indirimi kararı gelebileceğini öngörüyor.
ENERJİ ŞOKU VE SIKI PARA POLİTİKASI
Hatırlanacağı üzere Merkez Bankası, 11 Haziran’da yapılan son toplantısında politika faizini yüzde 37 düzeyinde sabit bırakma kararı almıştı. Ancak banka, likidite yönetiminde değişikliğe giderek haftalık fonlama yerine gecelik fonlama mekanizmasını devreye sokmuş ve böylece borçlanma maliyetini fiilen yüzde 40 seviyesine yükseltmişti.
Bu hamlenin arkasında, küresel ölçekte yaşanan jeopolitik riskler yer alıyordu. Özellikle ABD ve İran arasında patlak veren savaşın ardından Hürmüz Boğazı’nın ticarete fiilen kapanması, enerji ithalatına bağımlı olan Türkiye ekonomisini doğrudan etkiledi. Enerji maliyetlerinde yaşanan bu ani ve sert yükselişin de etkisiyle yıllık enflasyon mayıs ayında yüzde 32,6 seviyesine kadar tırmanmıştı.
YIL SONU TAHMİNLERİNDE MAKAS DARALIYOR
Yaşanan bu küresel ve yerel gelişmeler, yıl sonu enflasyon beklentileri üzerindeki tartışmaları da canlı tutuyor. Ekonomi dünyasındaki genel kanı, enflasyonun yılın son çeyreğinde yüzde 30 bandına yakın seyredeceği yönünde birleşiyor.
Buna karşın Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın resmi tahminleri daha iyimser bir tablo ortaya koyarak yıl sonu enflasyon hedefini yüzde 26 olarak koruyor. Londra’da yatırımcılarla paylaşılan mesajlar, merkez bankasının bu hedeflere ulaşmak adına sıkı duruşunu ve temkinli politikasını bir süre daha sürdüreceğinin en net göstergesi olarak yorumlanıyor.





