EKONOMİ

Vatandaş kredi kartına, ihracatçı krediye koştu! BDDK nisan raporu yayımlandı

BDDK'nın nisan ayı konsolide bilanço verileri, sıkı para politikasının gölgesinde hem bankaların hem de vatandaşın nisan refleksini ortaya koydu. Yüksek faize rağmen vatandaş kredi kartına yüklenip kart borçlarında nisan frenini patlatırken; bankalar yurt dışı tahvillerini elden çıkarıp nakit tamponlarını güçlendirdi.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından açıklanan nisan ayı konsolide bilanço ve kredi kırılım verileri, sıkı para politikasının hem finans sektöründeki hem de sokaktaki yansımalarını tüm çıplaklığıyla ortaya koydu.

Sektörün toplam aktif büyüklüğü nisan sonu itibarıyla 50 trilyon 410 milyar TL sınırına dayanarak büyümesini sürdürürken, arka planda tam bir strateji değişimi yaşandı. Bakıldığında nisan ayının özeti; yüksek faiz ve sıkılaşma adımlarına rağmen vatandaşın kredi kartı harcamalarındaki sert yükseliş, ekonomi yönetiminin selektif kredi politikası doğrultusunda ihracatçıya verilen destek ve bankaların yurt dışındaki tahvillerini satarak likidite tamponlarını güçlendirmesi olarak kayıtlara geçti.

KREDİ KARTLARINDA NİSAN FRENİ TUTMADI

Sıkı para politikasının en çok hedef aldığı alan olan bireysel tüketim ve kredi kartı cephesinde, nisan ayında beklenen yavaşlama gerçekleşmedi. Mart ayında 3 trilyon 932 milyar TL olan toplam kredi kartı hacmi, nisan ayında adeta fırlayarak 4 trilyon 74 milyar TL seviyesine ulaştı.

Sadece bir ayda kart borçlarında yaşanan 142 milyar TL’lik net artış, nisan ayındaki yüksek faiz oranlarına rağmen bireylerin ve hanelerin geçim ile tüketim ihtiyaçlarını nakit yerine kredi kartı limitleriyle döndürmeye devam ettiğini gösteriyor. Tüketici kredilerinde ise vatandaşın yüksek faiz yükü nedeniyle uzun vadeli borçlanmaktan kaçındığı, nisan ayında daha çok kısa vadeli ve dengeli ihtiyaç kredilerine yöneldiği verilerden okunuyor.

SELEKTİF KREDİ MEYVESİNİ VERDİ İHRACATÇI UNUTULMADI

Reel sektörün bankalarla olan kredi ilişkisinde ise ekonomi yönetiminin üretimi ve döviz kazandırıcı faaliyetleri destekleyen selektif kredi politikası nisan ayında meyvelerini vermeye devam etti. Şirketlerin dönen varlıklarını finanse ettiği işletme kredilerindeki artış hızı makul seviyelerde dengelenirken, ihracat kredilerinde vites yükseltildi.

Mart ayında 3 trilyon 47 milyar TL olan toplam ihracat kredileri, nisan sonu itibarıyla yaklaşık 80 milyar TL’lik net artışla 3 trilyon 127 milyar TL seviyesine ulaştı. Toplam krediler nisan ayında 25 trilyon 557 milyar TL’ye yükselirken, bu büyümenin en büyük destekçilerinden biri de dış ticaret finansmanında iştahı süren şirketlerin talep ettiği yabancı para cinsi krediler oldu.

BANKALAR YABANCI DEVLET TAHVİLLERİNİ ELDEN ÇIKARDI

Nisan ayı bilançosunun en büyük sürprizi ve stratejik hamlesi ise menkul kıymetler portföyünde yaşandı. Bankaların elinde tuttukları toplam menkul değerler nisan ayında hafifçe gerileyerek 7 trilyon 391 milyar TL’ye düşerken, perde arkasında devasa bir portföy temizliği yapıldı.

Mart ayında bankaların elinde bulunan 222 milyar TL değerindeki yabancı devlet tahvilleri, nisan ayında şok bir düşüşle 36 milyar TL seviyesine kadar geriledi. Bankaların yurt dışı tahvillerini nisan ayında adeta ellerinden çıkararak milyarlarca liralık likiditeyi serbest bıraktığı görülüyor. Buna karşılık, içeride kamu borçlanma araçlarına destek sürmüş ve bankaların elindeki devlet tahvili portföyü 4 trilyon 57 milyar TL’ye yükselmiş durumda.

REPO BAĞIMLILIĞI BİTTİ NAKİT TAMPONLARI GÜÇLENDİ

Yabancı tahvillerin satılması ve yüksek faiz ortamında vadeli mevduat yarışının nisan ayında da canlı kalması, bankaların likidite yapısını tarihin en rahat seviyelerinden birine ulaştırdı. Toplam mevduat hacmi vadeli hesapların öncülüğünde 29 trilyon 167 milyar TL’ye tırmanırken, bankalar kısa vadeli piyasa fonlamasından hızla çıktı. Mart ayında 3 trilyon 342 milyar TL olan repo işlemlerinden sağlanan fonlar nisan ayında sert bir düşüşle 2 trilyon 664 milyar TL’ye geriledi.

Repo pazarında teminat gösterilen menkul kıymet tutarının da azalması, bankaların nisan ayında dış kaynağa ihtiyaç duymayacak kadar likit olduğunu kanıtlıyor. Bu güçlü likidite refleksiyle bankaların nakit değerler kalemi de bir ayda 498 milyar TL’den 571 milyar TL seviyesine fırlayarak adeta bir likidite patlaması yaşandığını gösteriyor.

TAKİPTEKİ ALACAKLAR VE KÂRLILIKTA SON DURUM

Kredi hacmindeki ve kredi kartlarındaki büyümeye paralel olarak, bilançonun risk bacağında da ekonomi yönetiminin yakın takibinde olan hafif hareketlilikler yaşandı. Sektörün takipteki alacakları nisan ayında 679 milyar TL’den 704 milyar TL’ye çıkarken, kredi riskinde önemli artış yaşanan yakın izlemedeki ikinci aşama krediler de 270 milyar TL sınırına ulaştı.

Ancak bu risk yüküne ve artan kaynak maliyetlerine rağmen bankacılık sektörünün kâr üretme kapasitesi gücünü korudu. Mart dönemi itibarıyla kümülatif olarak 288 milyar 799 milyon TL olan dönem net kârı, nisan ayı verilerinin de eklenmesiyle birlikte kümülatif bazda 363 milyar 576 milyon TL seviyesine ulaşarak zorlu nisan ayının başarıyla geride bırakıldığını tescilledi.