Medicana Ataköy Hastanesi'nde görev alan Uzman Diyetisyen Ayça Sena Yılmaz ile son dönemin en popüler konusu olan zayıflama iğnelerini konuştuk ve sağlıklı bir değişim için hayati önem taşıyan stratejik noktaların altını çizdi. Ayça Hanım, bu ilaçların iştahı baskılasa da tek başına bir çözüm olmadığını; sürecin mutlaka hekim kontrolünde ve kişiye özel bir beslenme programıyla yürütülmesi gerektiğini belirtti.

Öncelikle sizi kısaca biraz tanıyabilir miyiz?
Merhaba, ben Uzman Diyetisyen Ayça Sena Yılmaz. 2019 yılında Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden mezun oldum. Yüksek lisans eğitimimi 2022 yılında İstanbul Aydın Üniversitesi’nde tamamlayarak "Uzman" unvanımı aldım; aynı üniversitede doktora eğitimime akademik düzeyde devam etmekteyim. Kariyerim süresince Acıbadem Bodrum Hastanesi (Aplus) ve Kırgızistan’daki Şehit Eren Bülbül Sağlık Ocağı gibi kurumlarda önemli saha tecrübeleri edindim. Mesleki çalışmalarıma şu an Medicana Ataköy Hastanesi bünyesinde devam etmekteyim.
Son dönemde popüler olan "zayıflama iğneleri" tam olarak nedir ve vücutta nasıl bir mekanizmayla çalışırlar?
Son dönemde popülerliği artan ve halk arasında 'zayıflama iğneleri' olarak bilinen uygulamalar; tıbbi olarak GLP-1/GIP reseptör agonisti grubuna ait enjeksiyon formundaki ilaçlardır. Aslında Tip 2 diyabet tedavisi için geliştirilen bu ilaçlar, bağırsaklardan salgılanan GLP-1 hormonunu taklit ederek beyindeki iştah merkezini baskılar ve mide boşalmasını geciktirerek tokluk hissini uzatır. Ayrıca kan şekeri dalgalanmalarını dengeleyerek açlık ataklarını sınırlamaya yardımcı olur. Bu mekanizmalar sayesinde bireyin kalori alımı azalmakta ve sağlıklı bir kilo kaybı süreci desteklenmektedir.

Piyasada farklı isimlerle anılan (Ozempic, Wegovy vb.) ilaçlar arasındaki temel farklar nelerdir?
Zayıflama iğnelerinin birçoğu aynı etken maddeyi (Semaglutid) içerir; aralarındaki temel farklar ise etken maddeden ziyade kullanım amaçları (endikasyonları), dozajları ve uygulama protokollerinden kaynaklanır. Örneğin; Ozempic Tip 2 diyabet tedavisi için onaylıdır ve hastaya göre değişmekle birlikte genellikle daha düşük dozlarda kullanılır. Wegovy ise doğrudan obezite tedavisi için formüle edilmiştir ve hedef dozu daha yüksektir. Bunun yanı sıra, doz artırma şemaları ve enjeksiyon kalem formları da farklılık gösterebilir. Buna karşın, her iki ilacın da temel farmakolojik özellikleri ve etki mekanizmaları büyük ölçüde aynıdır.
HEKİM ONAYI OLMADAN KESİNLİKLE KULLANILMAMALI
Bu iğneleri her kilo vermek isteyen kullanabilir mi? Vücut kitle indeksi (VKİ) veya kronik hastalıklar açısından kriterler nelerdir?
Kesinlikle hayır, zayıflama iğneleri doktor değerlendirmesi ve onayı olmadan kesinlikle kullanılmamalıdır. Bu ilaçların kullanımı genel olarak; vücut kitle indeksi (VKİ) ≥30 Kg/M² ve üzerinde olan bireylerde veya VKİ değeri ≥30 Kg/M² olup buna eşlik eden Tip 2 diyabet, hipertansiyon veya dislipidemi gibi kronik rahatsızlığı bulunan kişilerde önerilmektedir. Genel sağlık durumu mutlaka bir hekim tarafından titizlikle değerlendirilmeli; uygun ürün ve dozaj planlaması yine hekim tarafından kişiye özel olarak belirlendikten sonra tedaviye başlanmalıdır.

Aslında diyabet ilacı olarak çıkan bu yöntemlerin, diyabeti olmayan bireylerde kullanımı ne kadar güvenli?
GLP-1 reseptör agonistleri başlangıçta diyabet tedavisi için geliştirilmiş olsa da, obezite endikasyonu ile yapılan klinik çalışmalarda diyabeti olmayan bireylerde de etkin ve genel olarak güvenli olduklarını gösteren veriler bulunmaktadır. Ancak bu güvenlilik, hekim kontrolü ve uygun hasta seçimi ile sınırlıdır. Diyabeti olmayan kişilerde en sık görülen yan etkiler bulantı ve kusmadır. Ayrıca tedavinin bırakılması sonrası kilonun geri alınması ve nadir fakat ciddi yan etkiler (örneğin pankreatit riski, tiroid ile ilişkili olası riskler) görülebilmektedir. Bu nedenle uygulama, mutlaka tıbbi gereklilik hâlinde başvurulan bir tedavi seçeneği olarak değerlendirilmelidir.
KAS KAYBI VE KITLIK PSİKOLOJİSİ
Bu yöntemin kesinlikle uygulanmaması gereken gruplar kimlerdir?
Kanser öyküsü, pankreatit geçmişi veya otoimmün hastalıkları olan bireylerin yanı sıra; gebeler ve emziren kadınlarda bu iğneler kullanılmamalıdır. Ancak hangi hastanın tedaviye uygun olup olmayacağı, kapsamlı bir hekim değerlendirmesi sonrasında düşünülmelidir.
"İğneyi vurulurum, istediğimi yerim" düşüncesi ne kadar gerçekçi? Beslenme değişikliği yapılmazsa sonuç ne olur?
GLP-1 benzeri ilaçlar iştahı azaltarak kilo kaybını destekleyebilir; ancak sağlıksız ve yüksek kalorili beslenme alışkanlıkları sürdürüldüğünde kilo kaybı sınırlı kalır, hatta zamanla vücut kıtlık psikolojine girip durabilir. Beslenme düzeni değiştirilmeksizin bu ilaçlar kullanıldığında; ciddi kas kaybı, besin öğesi yetersizlikleri ve ilacın bırakılması sonrası hızlı (yağ ağırlıklı) kilo geri alımı riski artar. Bu nedenle kalıcı ve sağlıklı sonuçlar için ilaç tedavisinin mutlaka yeterli ve dengeli beslenme programı ile yaşam tarzı değişiklikleriyle birlikte uygulanması gerekir.
Hızlı kilo kaybı sırasında kas kütlesini korumak için diyetisyenin bu süreçteki stratejisi ne olmalıdır?
Bu süreçte temel hedef; yeterli ve kaliteli protein alımını sağlamak, aşırı enerji kısıtlamasından kaçınmak ve direnç egzersizlerini beslenme planına entegre ederek ilerlemektir. Bireyin kilosuna, yaşına ve klinik durumuna göre protein gereksinimi artırılmalı, bu miktar öğünlere dengeli şekilde dağıtılmalı ve aralıklı oruç gibi kısıtlayıcı beslenme modellerinden kaçınılmalıdır. Ayrıca mikro besin yetersizlikleri yakından izlenmelidir. Kilo kaybı hızı kontrollü tutulmalı; vücut kompozisyonu düzenli aralıklarla değerlendirilerek yağ kaybı öncelikli, kas kaybı ise minimal olacak şekilde süreç yönetilmelidir. Hatta imkanlar doğrultusunda temel amaç, kas kütlesini korumanın ötesine geçip kas kazanımını desteklemek olmalıdır.

Bu ilaçlar iştahı çok kestiği için az yiyen hastalarda vitamin ve mineral eksiklikleri nasıl yönetiliyor?
Zayıflama iğnesi kullanımında önceliğimiz makro besin dengesi olmakla birlikte, mikro besin öğeleri de bizim için kritik öneme sahiptir. Bu nedenle özellikle demir, B12 vitamini, folat, D vitamini ve kalsiyum gibi eksiklik riski taşıyan mikro besinler yakından izlenmelidir. Gerekli durumlarda, bireysel ihtiyaçlara göre laboratuvar bulguları eşliğinde uygun vitamin-mineral takviyeleri planlanmalı ve düzenli takiplerle beslenme durumu değerlendirilmelidir. Örneğin; demir emilimini artırmak için et ve tavuk gibi protein kaynaklarının yanında taze salata tüketimi desteklenmelidir.
ZAYIFLAMA İĞNELERİNİN YAN ETKİLERİ
Hastalarda en çok karşılaştığınız yan etkiler nelerdir ve bunlarla beslenme yoluyla nasıl başa çıkılır?
Zayıflama iğnelerinin kullanımında yan etki olarak bulantı, kusma, şişkinlik, kabızlık ve bazen ishal gibi bulgulara rastlanabilir. Beslenme yönetiminde en önemli adım, protein alımını desteklerken öğünleri küçük porsiyonlar halinde ve sık planlamaktır. Yağlı ve çok baharatlı yiyeceklerden kaçınılması, yavaş yemek yeme alışkanlığının kazandırılması ve yeterli sıvı alımının sağlanması kritik önem taşır. Bulantı yaşayan hastalar, yağsız peynir yanına tam buğday galeta gibi hafif ve sağlıklı ara öğünler tercih etmelidir. Kabızlık ve ishal gibi sorunlarda ise lif alımı, bireyin gastrointestinal toleransına göre kademeli olarak artırılmalıdır.
İştahın aniden kesilmesinin hastanın yemekle olan duygusal ilişkisi üzerindeki etkilerini nasıl gözlemliyorsunuz?
İştahın ani şekilde azalması, birçok hastada yemekle kurulan duygusal ilişkiyi ve yeme sistemini belirgin biçimde değiştirebilir. Bazı bireylerde yeme isteğinin azalması kontrol duygusunu güçlendirerek rahatlama sağlayabilirken; bazılarında ise yemeğin keyif verici yönünün kaybolmasına bağlı olarak yabancılaşma, suçluluk ya da kaygı gibi duygular ortaya çıkabilir. Bu nedenle süreçte yalnızca kilo kaybı değil; hastanın yeme davranışı, açlık-tokluk farkındalığı, fark etmeden yapılan ara atıştırmalıklar ve karbonhidrata yönelim gibi duygusal tepkiler de izlenmelidir. Gerektiğinde davranışsal beslenme yaklaşımları uygulanmalı ve psikolojik destek talep edilmelidir.
En çok merak edilen soru: İğne kullanımı bırakıldığında verilen kilolar geri alınır mı?
Bu ilaçların kullanımı bırakıldığında, eğer hasta beslenme kurallarına uymamışsa ve yeterli-dengeli beslenme alışkanlığı kazanmamışsa kilo geri alımı riski oldukça yüksektir. GLP-1 benzeri ilaçlar iştahı baskılayarak kilo kaybını destekler; ancak tedavi sonlandırıldığında bu etki ortadan kalkar ve iştah eski düzeyine dönebilir. Süreç boyunca kalıcı beslenme alışkanlıkları ve yaşam tarzı değişiklikleri kazanılmamışsa, verilen kiloların korunması mümkün olmayacaktır. Bu nedenle ilaç tedavisi geçici bir çözüm değil; sürdürülebilir beslenme ve davranış değişikliğiyle desteklenmesi gereken bir araç olarak değerlendirilmelidir.





