Beyoğlu’nun çok katmanlı geçmişi, tarihi bir yapının restorasyon projesiyle günümüz şehir kültürüne yeniden kazandırıldı. Taksim 360 projesi kapsamında, yaklaşık 200 yıllık bir geçmişe sahip olan ve yakın döneme kadar âtıl durumda bulunan bina, Canopy by Hilton Istanbul Taksim Genel Müdürü Can Özmeriç’in ev sahipliğinde gerçekleşen bir davetle kapılarını açtı. Müzik tarihçisi ve yazar Murat Meriç’in mekanın tarihsel dönemlerine gönderme yapan dönem plaklarından oluşturduğu seçki, açılışın kültürel odak noktasını oluşturdu. Adını Ermenicede “toprak küp” anlamına gelen kelimeden alan Karas, Anadolu'nun köklü üretim geleneklerini Beyoğlu’nun merkezinde yerleşik bir mekanda bir araya getiriyor.
TARİHİ OKULUN ALTINDAN ÇIKAN SARNIÇ MAHZEN OLDU
Bugün Karas’a ev sahipliği yapan yapı, 1830 yılında Mıhitaryan Ermeni İlkokulu olarak inşa edilmişti. Uzun yıllar eğitim kurumu olarak hizmet verdikten sonra konut ve ticari alan olarak kullanılan ve 1980’lerden bu yana boş kalan bina, kapsamlı bir restorasyon sürecinden geçti. Mimar Mehmet Alper ve iç mimar Sinan Kafadar’ın imzasını taşıyan çalışmalarda; yapının özgün taş dokuları, kemerli pencereleri ve tavan detayları titizlikle muhafaza edildi.
Restorasyon esnasında ortaya çıkarılan en dikkat çekici unsur ise binanın tabanında keşfedilen kemerli su sarnıcı oldu. Geçmişte yatılı okulun su ihtiyacını karşılamak üzere kullanılan bu tarihi alan, mimari yapısı korunarak mekanın mahzen bölümü olarak işlevlendirildi.
ÇAĞDAŞ SANAT ESERLERİ TARİHİ DOKUYU YORUMLUYOR
ALAN Istanbul sanatçılarının katkılarıyla şekillendirilen Karas’ta sanat, dekoratif bir öge olmanın ötesinde yapının tarihsel anlatısını destekleyen bir unsur olarak kurgulandı. Merdiven boşluğunda iki kat boyunca yükselen ve sıvı akışkanlığını soyut bir dille yorumlayan “Kızıl Akış” adlı heykel-enstalasyon ile üretim araçlarını çağdaş bir kompozisyonla ele alan “Şarap Fıçıları” duvar çalışması, mekanın mimari karakterine modern birer katman ekliyor.
Klasik ve mesafeli ağırlama kalıplarından uzak, rezervasyonsuz da ziyaret edilebilen bir yapı sunan mekan, gün içi kısa molalar ve akşam saatlerindeki sosyal buluşmalar için esnek bir kullanım alanı sunmayı amaçlıyor.
ÇOK KÜLTÜRLÜ SOFRA MİRASI VE YEREL ÜRETİCİLERE DESTEK
Mekan, menü ve ürün seçkisini oluştururken Türkiye’de son yıllarda gelişen butik üretime odaklanıyor. Anadolu’nun yerel üzüm çeşitlerinden elde edilen ve karakter sahibi üretimleri tercih eden seçki, uluslararası alternatiflerle destekleniyor.
Karas mutfağı ise doğrudan içinde bulunduğu eski Ermeni okulunun geçmişinden ve bölgenin kozmopolit yapısından besleniyor. Azınlık mutfaklarının zengin sofra kültürü, çağdaş tekniklerle yeniden yorumlanarak menüye yansıtılıyor. Paylaşım odaklı sunumların tercih edildiği menüde; portakallı fava, karamelize soğanlı topik ve tirokafteri gibi bölgenin geçmiş mutfak kültürünü yansıtan geleneksel reçeteler ön plana çıkıyor.