TÜRMOB’un 25’inci Genel Kurulu sonrası göreve gelen Genel Başkan İrfan Hüseyin Yıldız, yönetim kurulu üyeleriyle birlikte gazetecilerle buluştu. Türkiye ekonomisinin; enflasyonla mücadele, faiz politikası, büyümenin niteliği, bütçe dengeleri ve kayıt dışı ekonomi başlıklarında önemli bir süreçten geçtiğini belirten Yıldız, özellikle yapısal sorunlara dikkat çekti.
Enflasyonda izlenen seyrin fiyat istikrarının hâlâ ekonomi yönetiminin temel önceliği olduğunu gösterdiğini ifade eden Yıldız, dezenflasyon sürecinin devam ettiğini söyledi. Ancak kalıcı başarı için para ve maliye politikalarının uyum içinde yürütülmesi, kamuda gerçekçi tasarruf adımları atılması ve ekonomik öngörülebilirliğin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Enflasyon beklentilerindeki bozulmanın faiz indirimi sürecini de zorlaştırdığını dile getirdi.
"KAYIT DIŞI EKONOMİ YAPISAL BİR SORUN"
Yıldız’a göre Türkiye’de kayıt dışı ekonomi yalnızca vergi kaybı değil, aynı zamanda sosyal güvenlik sistemini zayıflatan ve rekabet eşitliğini bozan yapısal bir problem.
OECD ülkelerinde kayıt dışı ekonominin ortalama yüzde 15–20 seviyesinde olduğunu belirten Yıldız, Türkiye’de bu oranın yüzde 25–30 bandında hesaplandığını aktardı. Özellikle küçük işletmeler, hizmet sektörü, tarım ve geçici istihdam alanlarında kayıt dışılığın belirgin olduğunu söyledi.
Yüksek vergi ve prim yükleri, denetim kapasitesi, nakit kullanımının yaygınlığı, göç ve düşük vasıflı işgücü gibi unsurların kayıt dışılığı beslediğini ifade etti.
"VERGİ SİSTEMİ YAMALI HALE GELDİ"
Vergi sisteminin karmaşık yapısına dikkat çeken Yıldız, farklı teşvik ve istisnalar nedeniyle aynı sektörde faaliyet gösteren şirketlerin farklı oranlarda vergi ödediğini belirtti. Bir şirketin gerçek vergi oranını hesaplamak için uzun analiz gerektiğini söyleyen Yıldız, bu durumun sistem bütünlüğünü zedelediğini dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile vergi reformu ihtiyacını görüştüklerini belirten Yıldız, Türkiye’nin sade, anlaşılır ve bütüncül bir vergi sistemine ihtiyaç duyduğunu vurguladı.
Bütçe açığının ciddi boyutta olduğunu ifade eden Yıldız, vergiye ihtiyaç bulunduğunu ancak çözümün yalnızca oran artırımı olmadığını söyledi. Asıl yapılması gerekenin vergi tabanını genişletmek ve kayıt içine girişi teşvik etmek olduğunu belirtti.
KARA PARA VE NAKİT EKONOMİ
Kayıt dışı ekonominin bir boyutunun da suç gelirleri olduğunu hatırlatan Yıldız, Türkiye’nin yakın dönemde gri listede yer aldığını anımsattı. Mali Suçları Araştırma Kurulu’nun son dönemde önemli çalışmalar yürüttüğünü ifade etti.
Ancak kara parayla mücadelenin yalnızca bildirim mekanizmasıyla sınırlı kalamayacağını belirten Yıldız, şu değerlendirmede bulundu:
Türkiye’nin nakit ağırlıklı ekonomik yapısı değişmeden kalıcı sonuç alınamaz. Tüm ödemelerin bankacılık sistemi üzerinden gerçekleştirilmesi gerekiyor. Dijital çağda finansal hareketleri izlemek çok daha mümkün. Bu konuda siyasi iradenin kararlılığı belirleyici olacak.
ENFLASYON MUHASEBESİ: 300 MİLYAR LİRALIK ETKİ
Enflasyon muhasebesi uygulamasının eksik yürütüldüğünü savunan Yıldız, yalnızca bilanço kalemlerinin düzeltildiğini, gelir tablosunun kapsam dışı bırakıldığını söyledi. Bu durumun sermayesi güçlü şirketlere avantaj sağladığını, krediyle çalışan işletmelere ise ek vergi yükü çıkardığını ifade etti.
Hazine açısından kurumlar vergisinde yaklaşık 300 milyar liralık kayıp oluştuğunu dile getiren Yıldız, sonuçta hem vergi kaybı hem de vergi adaletsizliği ortaya çıktığını belirtti.
"DOLAYLI VERGİ YÜKÜ"
Türkiye’de vergi yapısının adil olmadığını savunan Yıldız, bütçede dolaylı vergilerin payının yüzde 63 seviyesinde olduğunu söyledi. Dolaylı vergiler ile kaynakta kesilen vergilerin toplamının yüzde 80’e ulaştığını, beyanname yoluyla toplanan vergilerin ise yüzde 20’de kaldığını ifade etti.
Asgari ücretli ile yüksek gelirli bir kişinin aynı KDV oranını ödemesinin ciddi bir adaletsizlik yarattığını belirtti.
DEPREM BÖLGESİNE GEÇİCİ VERGİ TALEBİ
Deprem bölgesindeki mükelleflerin beyan yükünün arttığını ifade eden Yıldız, mücbir sebep sürecinin sona ermesiyle birlikte geçmiş dönem beyannamelerinin toplu şekilde verilmesinin ciddi iş yükü oluşturduğunu söyledi.
2025 yılı 4’üncü geçici vergi beyanının kaldırılması ya da süresinin uzatılması yönünde Bakanlığa talepte bulunduklarını aktardı. Fiziki altyapı eksikliği nedeniyle sağlıklı beyan sürecinin risk altında olduğunu belirtti.
DİJİTAL DÖNÜŞÜM VE PARA
Dijital vergi uygulamalarında önemli mesafe alındığını söyleyen Yıldız, Gelir İdaresi’nin Dijital Vergi Dairesi uygulamasını örnek gösterdi. Dijital para çalışmalarına da değinen Yıldız, bir ülkenin para biriminin gücünün ekonomik temellerle bağlantılı olduğunu belirterek, kalıcı reformların güçlü ekonomiyle mümkün olacağını ifade etti.