Merkez Bankası ve Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi verileri, Türkiye’nin yabancı sermaye çekme performansını netleştirdi. Dünyada yatırım iştahının kesildiği bir dönemde Türkiye’ye 2025 yılında giren doğrudan yatırım tutarı, bir önceki yıla kıyasla yüzde 12,2 oranında artış gösterdi. Bu artışla birlikte toplam yatırım girişi 13,1 milyar dolar seviyesine ulaştı.
GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELER DÜŞERKEN TÜRKİYE YÜKSELDİ
Bu rakamların anlamı, küresel veriyle kıyaslandığında daha net ortaya çıkıyor. Birleşmiş Milletler (UNCTAD) raporlarına göre, 2025 yılında gelişmekte olan ülkelere giden yatırımlar ortalama yüzde 2 oranında azalırken, Türkiye yüzde 12,2’lik büyüme ile rakiplerine fark attı. Bu durum, ekonomistlerin "pozitif ayrışma" olarak nitelendirdiği tablonun en somut göstergesi oldu.
LİDER HOLLANDA, SÜRPRİZ KAZAKİSTAN OLDU
Yatırımın geldiği adreslere bakıldığında çeşitlilik dikkat çekiyor. Listenin zirvesinde 2 milyar 863 milyon dolarla geleneksel lider Hollanda yer alırken, onu Lüksemburg izledi. Listenin sürprizi ise 1 milyar 138 milyon dolarlık yatırımla üçüncü sıraya yerleşen Kazakistan oldu. Almanya, ABD ve Körfez sermayesinin temsilcisi Birleşik Arap Emirlikleri de Türkiye’ye en çok kaynak aktaran ülkeler arasında yerini aldı.
TEKNOLOJİ VE TİCARET, SANAYİNİN ÖNÜNDE
Sektörel dağılımda ise ezber bozan bir değişim yaşandı. Genellikle imalat sanayinin domine ettiği listede bu kez liderlik ‘Toptan ve Perakende Ticaret’ sektörüne geçti. E-ticaret platformlarına yapılan yoğun yabancı yatırımların etkisiyle bu sektör, 3 milyar 52 milyon dolar çekerek pastadan yüzde 32 pay aldı. İmalat sanayi ise 3 milyar 20 milyon dolarla başa baş bir performans sergileyerek ikinci sırada kaldı. Bilgi ve iletişim teknolojileri de pastadan yüzde 14 pay alarak Türkiye’nin teknoloji üssü olma iddiasını güçlendirdi.
START-UP’LAR DİKKAT ÇEKTİ
Rakamları değerlendiren Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu, küresel durgunluğa rağmen yakalanan bu ivmenin arkasında yapısal reformların yattığına işaret etti. Dağlıoğlu, özellikle uluslararası teknoloji markalarının ilgisine ve Türkiye’deki start-up girişimlere yapılan yatırımlara dikkat çekti. İmalat ve lojistik alanındaki yatırımların ise Türkiye’nin küresel tedarik zincirindeki ‘bağlantı noktası’ konumunu perçinlediği vurgulandı.