Türk futbolunun zarif ve sanatkâr ruhlu figürlerindendir Cemil Turan…
1947 İstanbul doğumlu olan Turan, adeta yaşamını adadığı futbolla 15 yaşındayken Sarıyer’de buluştu. Boğaz’ın şirin ilçesinin köklü camiasında dikkatleri üzerine toplayan golcü daha sonra İstanbulspor’a transfer oldu. Sarıyer’deki başarı çıtasını İstanbulspor’da daha da yukarılara taşıyan Cemil Turan, Sarı Siyahlı takımda da sergilediği başarılı performansıyla Fenerbahçe’nin radarına girdi ve dönemin Fenerbahçe başkanı Faruk Ilgaz’ın büyük çabaları sonrasında o çok sevip uğrunda hapis dahi yattığı Sarı Lacivertli formaya kavuştu. Fenerbahçe ve beraberinde Milli Takım formasını da başarıyla terleten Cemil Turan; yalnıca attığı gollerle değil, centilmenliği, sahadaki duruşu ve bir dönem futbola yeni başlayan gençlerin idolü olup, 7’den 77’ye tüm camianın ikonik isimleri arasında kendisine yer buldu.
Haydi bakalım, milyonların sevgilisi futbolun, yine milyonların sevgisini kazanmış karakter simgelerinden biri olan Cemil Turan’la siz Kanal 6 Haber okurları adına gerçekleştirdiğimiz sohbete geçelim…

İSTİKRAR, İSTİKRAR VE ISRARLA İSTİKRAR…

Erden AKTOĞU (E. A.) – Cemil abi çocukluk ve ergenlik yıllarımda tribünde, gazetecilik mesleğine merhaba dedikten sonra ise, kısa bir dönem dahi olsa, saha içinde seni izlemiş bir kardeşin olmanın mutluluğu içindeyim. Geçmişten günümüze, hatırladığım kadarıyla ilki 1978 yılında, Günaydın Gazetesinde ve daha çiçeği burnunda bir muhabirken olmak üzere, bu seninle gerçekleştirdiğim dördüncü röportaj oluyor. Onlarda da aynı soruyla başladığımı çok iyi hatırlıyorum. Bu söyleşiye de aynı soruyla başlamak istiyorum. Fenerbahçe, hayatında nasıl bir yere sahip? Bir başka deyişle, bu kulübün yaşayan bir efsanesi olmak sana neler hissettiriyor?
Cemil TURAN (C. T.) İstikrarlı olmak iyi bir özelliktir sevgili Erden kardeşim. Bu nedenle yaptığın her röportajda, bana ilk olarak bu soruyu sormanı da anlayabiliyorum. Ben de aynı istikrar doğrultusunda, ısrarla aynı cevabı vermek durumundayım tabi ki: İstikrar, istikrar ve her zaman her şekilde istikrar…
Evet, Fenerbahçe benim için sadece futbol oynadığım bir kulüp değil, hayatımın en önemli parçasıdır. O formayı giydiğin anda artık bireysel kimliğinizin önüne geçen bir sorumluluk biner omuzlarına. O günleri çok net hatırladığım için yine aynı şeyi söyleyeceğim. Biz sahaya çıktığımızda ‘ben’ yoktu, ‘biz’ vardı. Çünkü Fenerbahçe forması, ‘Sarı ile Lacivertin dünya üzerindeki en anlamlı birlikteliği’ ona gönül veren milyonların umudunu taşır. İşte bu nedenle herkes o formayı giyebilir ancak, ama herkes taşıyamaz. Onun altında ezilmemek için onu layık olduğu şekilde onurla taşıman gerekir. Bugünkü futbolcu profiline baktığımızda o ağırlığı hissedenlerin sayısı inan ki oldukça az. Bu durum da insanı doğal olarak üzüyor tabi ki.

Cemil Turan Turkiye Cok Degerli Bir Insani 4915436 7642 Amp

FUTBOLUN ÖZÜ KAYBOLMAMALI…

E. A.– Peki abi; o dönemin futbol anlayışı ile günümüz futbolunu kıyasladığında temel olarak arada ne gibi farklar görüyorsun?
C. T. – Bir kere bizim dönemimizde futbol daha sade ve daha samimiydi. Sahada ağırlıklı olarak kazanmak için oynardık. Bugüne geldiğimizde ise futbolun etrafında çok büyük bir ekonomi döndüğünü görüyoruz. Bu kaçınılmaz bir gelişim. Ancak bu büyümenin içinde futbolun özünün kaybolmaması gerekiyor. Oyuncu sahaya çıktığında öncelikli olarak parayı değil, göğsünde taşıdığı armayı düşünmeli. Bunu yalnızca Fenerbahçe özelinde değil tüm camialar için söylemek mümkün. Bugün topu birazcık dürtmeyi bilen oyuncu, milyonlarca Euro ya da Dolarlardan açıyor kapıyı. Hatta kulüp yönetimleriyle kendisi değil, aracılar kullanılıyor. Bu durum da o içtenliği bir şekilde ortadan kaldırıyor. İş tanımlamaya geldiğinde de buna, ‘profesyonellik’ diyorlar. Eğer profesyonellik buysa, geri dursun öyle profesyonellik.

MÜCADELE, DİRENÇ VE ASLA VAZGEÇMEMEK…

E. A. – Peki günümüz Fenerbahçe’sinde eksik gördüğün en önemli unsur nedir?
C. T. – Bu soruna tek kelimeyle yanıt vermek gerekirse, iki soru önce de altını çizdiğim gibi ‘istikrar’ diyebilirim. Kesinlikle en büyük eksiklik istikrardır. Fenerbahçe gibi büyük kulüplerin bir oyun kimliği olur. Bizim dönemimizde bu çok net ve olmazsa olmazdı. Taraftar sahaya bakan oyuncunun ne yapacağını az çok bilirdi. Şimdi bu çoğu kez kayboluyor. Oysa Fenerbahçe’nin ruhu bellidir: mücadele, direnç ve asla vazgeçmemek…

BAŞARI AİDİYET DUYGUSUYLA GELİR…

E. A. – Abi merak ediyorum, senin döneminde takım ruhu nasıl inşa edilirdi?
C. T. - O dönemlerde takım olmak çok daha doğal bir süreçti. Çünkü herkes aynı inançla kenetlenir ve adeta belirlenen hedefe kilitlenirdi. Bugün ise oyuncular çok daha sık değişiyor. Bu da aidiyet duygusunu zayıflatıyor. Oysa bir takımın başarısı, oyuncuların birbirine ne kadar bağlı olduğuyla doğrudan ilgilidir. Bu durumu teknik adamlar için de söylemek mümkün. Sürekli altını çizdiğim ‘istikrar’ problemini bu sorunun da yanıtı olarak ifade edebilirim.

TARAFTAR TAKIMINA SABIRLA SAHİP ÇIKMALI

E. A. – Cemil abi, futbolda yönetim, teknik adam, futbolcu, teknik ve taktik kadar önemli bir unsur da taraftar. Sence taraftar profili de değişmedi mi Fenerbahçe’de?
C. T. – Tabi ki değişti. Hem de 180 derecelik bir farklılık var tribünlerde. Geçmişte Fenerbahçe taraftarı her zaman çok büyük bir güçtü. Taraftar her koşulda takımının yanında olurdu. Bugün de yine takımın arkasında tabi ki ancak, günümüzde taraftar daha sabırsız. Tabi ki Fenerbahçe taraftarına hak vermiyor da değilim. 2013-2014 yılından beri takımının şampiyonluğunu görmeyen bir kesimden söz ediyoruz. Ancak, her şeye karşın daha sabırlı olmak gerekir diye düşünüyorum. Sosyal medya etkisiyle oluşan anlık tepkiler de çok arttı. Oysa başarı dediğiniz şey çoğu kez zaman ister, emek ister. Taraftar takımına güvenmeli ve onu zor zamanlarda daha çok sahiplenmeli.

Cemil Turan Aziz Yıldırım

FUTBOL SAHADA OYNANMALI, MASA BAŞINDA DEĞİL…

E. A. - Futbolun bugünkü yapısında seni en çok rahatsız eden şey nedir?
C. T. - Futbolun saha dışı unsurlarla fazla anılması… Futbol sahada oynanmalı. Bugün ise masa başı tartışmaları, polemikler oyunun önüne geçebiliyor. Bu da futbolun ruhuna zarar veriyor.

FUTBOL YETENEK KADAR, KARAKTER İŞİDİR DE…

E. A. – Cemil abi, sence bir futbolcuyu büyük yapan nedir? Buna bağlı olarak genç futbolculara neler söylemek istersin?
C. T. – Erden, büyük futbolcu sadece iyi oynayan değil, zor zamanlarda sorumluluk alandır. Taraftarın beklentisini omuzlayabilendir. Bir oyuncu kötü oynayabilir ama kötü mücadele edemez. Çünkü, eğer bir futbolcu iyi bir mücadele ortaya koyuyorsa, taraftar bunu görür ve onu affeder. Ama mücadele etmeyen hiçbir oyuncu asla kabul görmez.
Genç futbolculara da şunu söylemek isterim; Bugünün gençleri kesinlikle çok daha fazla imkâna sahip. Ama bu durum aynı zamanda büyük bir sınav anlamına da gelir. Disiplinli olmazsanız, kendinizi geliştirmezseniz o imkânlar sizi ileriye taşımaz. Futbol sadece yetenek değil, aynı zamanda karakter işidir. Ve en önemlisi de sevgi işidir. Yürekten, gönülden, içten sevgi işidir. Yukarıda da söylemiştim, profesyonellikle ruhsuzluğu, ya da bir başka deyişle mekanikleşmeyi birbirine karıştırmamak gerekir.

İYİ Kİ FENERBAHÇELİ CEMİL OLMUŞUM…

E. A. - Abi kariyerine şöyle dönüp bir baktığında seni en çok gururlandıran şey nedir?
C. T. - Attığım goller elbette önemli tabi ki. Ancak, beni en çok mutlu eden şey, Fenerbahçe formasını layıkıyla taşıyabilmiş olmak. İnsanların yıllar sonra bile saygıyla hatırlaması, karşılaştığımızda bana yalnızca kollarıyla yani bedenleriyle değil, ruhlarıyla sarılıyor olmaları var ya; inan ki dünyalara bedel. Ve ben ne zaman böyle bir durum yaşasam, her seferinde, “İyi ki Fenerbahçe gibi bir camianın bir ferdi olmuşum. İyi ki Fenerbahçeli Cemil olmuşum” der ve tanrıya şükrederim. İşte benim için bu en büyük kazançtır.

FUTBOLDA ROLLER DEĞİŞTİ…

E. A. - Cemil abi günümüz futbol ortamında kendi tarzında isimler var mı?
C. T. - Erden, futbol çok değişti. Daha doğrusu futbol oyununda roller değişti. Bir kere oyun hızlandı. Tabi ki tarzını kendime yakın bulduğum isimler de var. Yok değil. Çok karakterli bulduğum oyuncular da var. Önemli olan, o karakteri sürdürebilmek. Çünkü futbolda moda ya da roller değişir ama karakter her zaman kalıcıdır. Sana isim vermeyeceğim. Yapı olarak, böyle bir şey yapıp, birkaç ismi öne çıkarmak istemem. Bunu yapmayı çok doğru bulmuyorum.

DOĞRU PLANLAMA, DOĞRU İLETİŞİM VE DOĞRU KADRO…

E. A - Cemil Turan’ın futbolculuk kadar, teknik direktörlük ve yöneticilik deneyimleri de var. Bu deneyimlerden edinimler sana neler kattı, neler öğrendin?
C. T. - Her şeyden önce, futbolun sadece sahada oynanan bir oyun olmadığını öğrendim. Çünkü, yönetim çok önemli. Doğru planlama, doğru iletişim, doğru kadro… Bunlar olmadan başarının gelmeyeceğini de öğrendim. Futbol bir ekip işidir ve bu ekip sadece oyunculardan ibaret değildir. Başkanından teknik adamına, futbolcusundan malzemecisine varana dek bütünü oluşturan tüm parçalar ayrı ayrı önem taşıyor futbol ikliminde.

FENERBAHÇELİLİK NOSYONU YENİDEN YAKALANMALI

E A. - Fenerbahçe’nin yeniden güçlü bir kimlik kazanması için ne yapılmalı. Önerilerin var mı?
C. T. - Öncelikle sabır… Sonra ise doğru yapılanma… Ve en önemlisi, kulübün değerlerine sahip çıkmak tabi ki. Fenerbahçe’nin geçmişinde büyük başarılar var. Bu başarıların temelinde birlik ve inanç vardır. Aynı ruh, yani Fenerbahçelilik nosyonu yeniden yakalanmalı.

DUYGU KAYBOLURSA GERİYE SADECE OYUN KALIR

E. A - Futbolun geleceği hakkında ne düşünüyorsun, bu konudaki düşüncelerini söyler misin?
C. T. - Futbol daha da hızlanacak, çok daha fazla profesyonelleşecek. Ancak şunu unutmamak lazım: Bu oyunu benzersiz kılan şey de insan duygusudur. Eğer o duygu kaybolursa, geriye sadece bir oyun kalır. Bu nedenle futbolun ruhunu korumak gerekir.”

Cemil Turan, Şevket Yılmaz, Erden Aktoğu, Emrah Çulha, Atilla Bartın

FENERBAHÇE AİLESİ ASLA DAĞILMAZ!

E. A. - Son olarak Fenerbahçe camiasına neler söylemek istediğin bir şeyler var mı öğrenmek isteriz?
C. T. - Fenerbahçe alabildiğine büyük bir ailedir. Bu aile zor zamanlardan geçebilir ama asla dağılmaz. Yeter ki herkes sorumluluğunu bilsin. Bu camia her zaman ayağa kalkacak güce sahiptir. Çünkü onun mayasında mücadele vardır. Bu noktadan yola çıkarak, şunu söyleyebilirim. Fenerbahçeli olmak gerçek anlamda önemli bir ayrıcalık ve tarifi imkânsız bir ayrıcalıktır. Bu ayrıcalığın bilincinde olmak ve ona göre davranmak gerekir…

Evet, futbol denen bu sihirli oyunun yaşayan efsanelerinden Cemil Turan konuşurken, aslında sadece geçmişi anlatmıyor, aynı zamanda bugünü eleştiriyor, yarını ise satır aralarında verdiği mesajlar aracılığıyla güçlü bir şekilde işaret ediyor.
Ve insan doğal olarak şunu fark ediyor: Bazı futbolcuları canlı izlemek ayrı bir keyif, onları sahalardan çekildikten sonra dinlemek te ayrı bir keyif. Tıpkı Cemil Turan gibi futbol evreninde markalaşmış, birçok çocuğa ya da gence idol olmuş birine kulak verirken bunu çok daha iyi anlayabiliyorsunuz.
Çünkü, onlar sahadan çekilse bile, söyledikleri, oyunun içinde yaşamaya devam ediyor.
Kalın sağlıcakla…


CEMİL TURAN VE MUHTEŞEM KARİYERİ

Türk futbolunun açık ara en önemli kariyere sahip futbolcularından birisi olan ve aile kökleri Trabzon’dan gelen Cemil Turan 1947 yılında İstanbul’da doğdu. Futbol kariyeri boyunca Sarıyer, İstanbulspor ve Fenerbahçe forması giydi.
Oynadığı üç takımın toplamda 670 kadar resmi karşılaşmaya çıkan Turan, bu karşılaşmaların 366’sını Sarı Lacivertli forma altında oynamış 194 gole imza atmıştır. İstanbulspor’da 100 maçta 25 gol ve Sarıyer’de de 200 maçta 103 kez rakip fileleri havalandırarak muhteşem bir kariyere imza attı.
44’ü A Milli olmak üzere, tam 52 kez Ay Yıldızlı forma altında mücadele veren Cemil Turan bu karşılaşmalarda 20 kez gol sevinci yaşadı.

Cemil Turan

MUHTEŞEM KARİYER; TAM 19 KUPA…

Futbol dünyasında eşi benzeri görülmemiş bir şekilde, tek bir kez sarı ya da kırmızı kart görmeyen efsane golcünün kariyer özetine baktığımızda tam 19 kupa kaldırarak bir başka rekora imza attığını görüyoruz.
Cemil Turan kariyeri süresince 19 kupa kaldırma onuru yaşamış 3 kez de gol krallığı elde etmiş bir golcüdür.
Fenerbahçe performansıyla 3 lig şampiyonluğu, 2 Türkiye kupası şampiyonluğu, 2 de Cumhurbaşkanlığı, bir de Başbakanlık kupası kazanmıştır. Kulpunu tuttuğu kupalar arasında, 2 Zafer, 5 TÜSİAD, 1 deprem, 1 donanma ve de 1 Hasan Tahsin kupası yer almaktadır.
Bu arada Cemil Turan gönül verdiği Fenerbahçe için 2011 yılında açılan şike soruşturmasında gözaltına alınmış, Metris cezaevinde tam 7 ay tutuklandıktan sonra tahliye edilmiştir…

Kaynak: Kanal 6 Haber ÖZEL / Erden AKTOĞU