Avukat Şeyda Sülümer: “Boşanma sürecinde en çok zarar gören taraf çoğu zaman çocuklar oluyor”
Kağıthane Belediyesi AK Parti Meclis Üyesi ve Avukat Şeyda Sülümer ile son dönemde artış gösteren boşanma davalarını, aile yapısındaki değişimleri ve çocukların suça sürüklenmesine yol açan etkenleri konuştuk. Sülümer, aile içi iletişimin zayıflamasının ve sosyal çevre faktörlerinin çocuklar üzerinde ciddi sonuçlar doğurabildiğini söyledi.
Soru: Sayın Sülümer, son yıllarda boşanma davalarında gözle görülür bir artış var. Siz sahada ve hukuk pratiğinde bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
AV.. ŞEYDA SÜLÜMER
Evet, özellikle son yıllarda boşanma davalarında ciddi bir artış olduğunu gözlemliyoruz. Bunun elbette birçok nedeni var. Zina, sadakatsizlik ya da evlilik birliğinin temelinden sarsılması gibi klasik hukuki sebeplerin yanı sıra ekonomik sorunlar, iletişim eksikliği ve tahammül sınırlarının düşmesi de önemli etkenler arasında.
Özellikle aile içi şiddet vakalarının artması ya da daha görünür hale gelmesi boşanma süreçlerini hızlandırıyor. Kadınlar artık haklarını daha iyi biliyor ve şiddet ya da huzursuzluk ortamında evliliği sürdürmek istemiyor. Ancak bu süreçte çoğu zaman çocuklar psikolojik olarak ciddi etkileniyor.
Soru: Boşanma süreci çocukları nasıl etkiliyor? Çocuk suçluluğu ile bağlantı kurabilir miyiz?
CEVAP:AVUKAT ŞEYDA SÜLÜMER
Boşanma tek başına çocukları suça yönlendirir demek doğru olmaz ancak sağlıksız yürütülen boşanma süreçleri çocukların duygusal dünyasında derin izler bırakabiliyor. Anne ve baba arasındaki çatışma, ilgisizlik ya da çocuğun kendisini yalnız hissetmesi risk oluşturuyor.
Aile içindeki sevgi, ilgi ve denetim eksikliği yaşayan çocuklar zamanla kendilerini dışarıda kabul görecekleri ortamlara yönlendirebiliyor. Bu noktada akran zorbalığı, yanlış arkadaş çevresi ya da sokak grupları devreye girebiliyor. Neticede çocukların sokak çetelerine katılması ya da riskli davranışlara yönelmesi söz konusu olabiliyor.
Soru: Çocukların en çok hangi suç türlerine yöneldiğini gözlemliyorsunuz?
AVUKAT ŞEYDA SÜLÜMER:
Uygulamada en sık karşılaştığımız suç tipleri yaralama, hırsızlık ve uyuşturucu ile ilgili suçlar oluyor. Bazen bu çocuklar aidiyet duygusu aradıkları için gruplara katılıyor ve kendilerini kanıtlama çabasıyla yanlış davranışlar sergileyebiliyor.
Burada aslında mesele sadece hukuki değil; psikolojik ve sosyolojik boyutları da var. Çocukların kendilerini değerli hissetmeleri, bir aile ortamında destek görmeleri çok önemli.
Soru: Ailelere ve topluma bu konuda ne gibi önerilerde bulunursunuz?
AV.ŞEYDA SÜLÜMER
Öncelikle ailelerin çocuklarıyla açık iletişim kurması gerekiyor. Sevgi ve ilginin yanında sınır koyabilmek de önemli. Çocuğun arkadaş çevresini tanımak, okul ile iş birliği içinde olmak ve gerektiğinde profesyonel destek almak büyük fayda sağlar.
Ayrıca sosyal faaliyetlere yönlendirmek, spor ve sanat gibi alanlarda çocukların kendilerini ifade edebileceği ortamlar oluşturmak onları olumsuz çevrelerden uzak tutar. Toplum olarak da çocukları sadece yargılamak yerine anlamaya ve desteklemeye odaklanmalıyız.
Soru: Son olarak eklemek istediğiniz bir mesaj var mı?
AV.ŞEYDA SÜLÜMER
Sağlıklı bir toplumun temeli sağlıklı aile yapısıdır. Boşanma kaçınılmaz olabilir ancak önemli olan süreci çocukların en az zarar göreceği şekilde yürütmektir. Sevgi, ilgi ve sorumluluk bilinciyle yetişen çocuklar hem kendileri hem toplum için daha güvenli bir gelecek oluşturacaktır.