Fatih Ürek'in kaybının yarattığı derin üzüntü henüz hafiflememişken, onun hatırasını gölgelemeye çalışan, ailesini hedef alan asılsız iddialar, toplum olarak duyarlılığımızı ve medya etiği sınırlarımızı bir kez daha sorgulamamız gerektiğini hatırlattı.
Üzücü olan yalnızca bu iddiaların içeriği değil, ciddi bir sağlık mücadelesi veren ve ardından hayata gözlerini yuman bir insana, onun sevdiklerine karşı sorumsuzca atılan iftiralar oldu.
Gel Konuşalım programının sunucularından Nur Tuğba Namlı, Fatih Ürek'in ablalarına yönelik dikkat çekici iddialarda bulunmuştu.
Namlı, "Adam yaşam savaşı veriyor. İstanbul'daki, Bodrum'daki evini talan etmişler.
Çok net bir isimden duymasam asla söylemem" demişti.
Namlı, Ürek'in ablalarına, "Evi talan ettiniz mi? İstanbul'daki Bodrum'daki evlerin içerisindeki eşyalar nerede? Fatih Ürek daha vefat etmeden, kürklerini İzmir'deki ünlü kürk evine satmaya çalıştınız mı? Kolundaki, kasadaki bileklikler şu an sizin kolunuzda mı?" diye seslenmişti.
Öte yandan Seda Akgül’ün programına konuk olan Bilun Dohmen, eski dostu Fatih Ürek’in uyuşturucu kullandığını ve Ürek’in uyuşturucu sebebiyle kalp krizi geçirdiğini iddia etti.
Ayrıca Dohmen, Ürek’e uyuşturucu testi yapılmasını istedi.
15 Ekim 2025’te geçirdiği kalp krizinin ardından uzun süre hastanede tedavi gören ve 30 Ocak’ta ise hayatını kaybeden Fatih Ürek’te damar tıkanıklığı vardı ve kalbine stent takılmıştı.
Ayrıca Fatih şeker hastasıydı.
Fatih Ürek, bırakın yasaklı maddeyi, uzun yıllardır ne alkol ne de sigara kullandı.
Kendisinin yıllardır alkol ve sigarayı bile hayatından çıkardığı yakın çevresi tarafından da bilinirken, bu türden uçuk iddialar, hastalık sürecine saygısızlık olduğu kadar, gerçek hasta profiline de büyük bir haksızlıktır.
Fatih, zayıflama ilaçları da kullanmadı. Sadece mide ameliyatı olmuştu ve sonrasında komplikasyon yaşanmış ve midesinde kaçak olduğu öğrenildiğinde uzun süre hastanede tedavi görmüştü.
Kardeşleri ile arasında küslükler yaşandı.
Ancak edindiğim bilgiye göre, Fatih Ürek’in 15 Ekim 2025’te geçirdiği kalp krizinin ardından hastanedeki tedavisi süresince kesinlikle kardeşleri tarafından İstanbul'daki ve Bodrum'daki evi talan edilmedi.
Eşyaları, kürkleri, kolundaki ve kasadaki bileklikleri duruyor.
Sanatçı Fatih Ürek’in vefatının ardından yaşananlar, artık magazin sınırlarını aşmış, doğrudan hukuki bir zemine taşınmış durumda.
Edindiğim bir başka önemli bilgi daha var.
Fatih Ürek'in ailesi sunucu Nur Tuğba Namlı ve Bilun Dohmen’e dava açtı.
Ölüm sonrası ortaya atılan iddialar, en ağır etik sınavlardan biridir. Çünkü hakkında konuşulan kişi artık cevap veremez.
Özellikle sağlık durumu ve aile onuruna dair açıklamalar, hem etik hem de hukuki sorumluluk doğurur.
Bu dosyada artık sosyal medya değil, mahkeme konuşacak.
Ancak bir insanın adıyla birlikte anılan şüpheler, çoğu zaman kalıcı izler bırakır.
Bu süreç hepimize şunu hatırlatıyor:
Sözün ağırlığı vardır. Mikrofon ve kamera sahibi olanların, bu gücü insan onuruna saygı ve doğrulanmış bilgiyle kullanma sorumluluğu vardır.
Fatih Ürek’i sevgi ve özlemle anarken, ailesinin başlattığı hukuki sürecin, hakikat ve sorumlu iletişim adına önemli bir dönüm noktası olmasını diliyorum.
Çünkü ancak gerçeğe ve insan onuruna saygı duyduğumuzda, kaybettiklerimizin hatırasını layıkıyla yaşatabiliriz.