RÖPORTAJLAR

Filenin iki ‘özel’ ismiyle ‘güzel’ bir sohbet...

Türk sporunun yükselen değeri voleybolun biri yönetici, diğeri ise sporcu iki ismi, Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ ile Fenerbahçe ve ‘Filenin Sultanları’nın başarılı kaptanı Eda Erdem’le siz Kanal 6 Haber okurları için söyleştik...

Geçtiğimiz günlerde, Voleybol Federasyonu’yla Vodafone arasında iki yıldır başarıyla sürdürülen sponsorluğun kutlandığı gecede bu sporun renkli simaları İstanbul’un en elit otellerinden birinde ve klas bir akşam yemeğinde bir araya geldi

Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ başta olmak üzere, sponsor firma Vodafone Türkiye CEO'su Engin Aksoy, A Milli Kadın Voleybol Takımı Başantrenörü Daniele Santarelli ve, ‘Filenin Sultanları’nın katıldığı gecede davetliler arasındaydım.

Gösterdiği başarıyla popülarite çıtasını her geçen gün daha yukarılara çıkaran voleybol sporunun mimarlarından Federasyon Başkanı Mehmet Akif Üstündağ ve kulübü Fenerbahçe’nin ‘Filenin Sultanları’nın başarılı kaptanı Eda Erdem’le gecenin ilerleyen saatlerinde kısa bir söyleşi yapma fırsatım oldu.

Haydi gelin, tüm katılımcıların, yoğun sohbetler ve şen kahkahalarla güzelliğine güzellik kattığı, mutluluğun zirveye ulaştığı ambiyansta gerçekleşen söyleşiye geçelim dilerseniz.

Erden AKTOĞU – Sevgili başkan, öyle uzun uzun sorularla gecenin güzelliğinden uzaklaştırmak istemiyorum sizi. Bu nedenle kısa kısa 1 – 2 soru sormak istiyorum. İşte ilk soru; Federasyon başkanlığı görevine gelirken düşündüklerinizi, planladıklarınızı gerçekleştirdirdiniz mi?

Mehmet Akif ÜSTÜNDAĞ – Sevgili Erden ağabey, insanoğlu kolay kolay tatmin olmayan bir yaratıktır. Başarıda beklentinin sınırı yoktur; Olmamalı da. Beklenti ve ideallerde tenzilat olmaz. Hele de üslendiğiniz görev, sorumluluk gerektiren ve bir milletin ortak paydası olan bir unsursa, hedef ve beklenti zirveden başka bir nokta olamaz. Voleybol, toplumun hemen her kesiminin favori branşlarından futbol ve basketbol gibi popüler branşlarla başa baş bir ilgi alanına ulaşabilmişse amaca ulaşmış demektir. İşte sadece bu nedenle bile, geldiğimiz nokta doğrudur. Tabi ki gelinen bu noktanın arkasında, başarı için ter döken kocaman bir aile var. Oyuncusuyla teknik ekibiyle, kısacası her ögesiyle bir başarı hikayesi yazdığımızı söyleyebilirim. Sonuç itibarıyla, göreve başlarken düşünüp, planladıklarımızı yerine getirdik. Ancak, asla durmak yok. Voleybol adına yapılacak her şeyi yapıyoruz; Yapacağız.

E. A. – Başkan soruya öyle bir cevap verdin ki; Aklımdan geçen hemen her şeye yanıt oldu adeta. Yine de sormak istediğim bir soru daha var. İzninle onu da sormak istiyorum. Son Avrupa şampiyonluğu unvanına sahip olan A Milli Kadın Voleybol Takımımızın, bu yıl Ağustos ayında gerçekleşecek olan şampiyonadaki rakipleri hakkında neler düşündüğünü ve beklentilerimizi öğrenmek isterim.

M. A. Ü. - Hangi yıl ve hangi turnuva olursa olsun, bizim hedefimiz her zaman zirvedir. Avrupa ve dünyada marka olmuş bir voleybol ülkesinin gözü hep yukarıdadır. Türkiye gerek kulüp, gerek milli takımlarıyla hedefi olan bir ülkedir. Ağustos-Eylül 2026’da gerçekleşecek Avrupa Şampiyonasına ev sahipliği yapacağız. Sürekli üzerine koya koya yükselen başarı çıtasını daha da yukarı çıkarmak hedefimiz. Bu arada bu yıl Milletler Ligi'nin ikinci etabını da Ankara'da yapacağız. Avrupa Şampiyonası'nın son şampiyonu Türkiye. Bu şampiyonluğu sürdürülebilir kılmak ve Milletler Ligi'nde her zaman olduğu gibi kürsüde yer almak istiyoruz. Biz bu ülkenin gururuyuz ve gururu olmaya devam edeceğiz.

E. A. - Teşekkürler sevgili başkan. Her zamanki gibi gerçekçi ve bir o kadar da samimi konuştun. Sağ olasın, var olasın. İzninle iki soru da senin de ,benimde, bizimde, ''Adam gibi adam'' dediğimiz ‘Eda kaptan’a sormak istiyorum.

Evet, sevgili Eda Erdem bize sonsuz mutluluklar yaşatan, ‘Filenin Sultanları ve beraberinde Fenerbahçe’nin ya da taraftarın tanımlamasıyla, ‘Sarı Melekler’in kaptanısın. Böylesine başarılı bir branşın en önemli figürlerinden biri olmak, nasıl bir duygu?

Eda Erdem – Bu soruya nasıl, ya da hangi kelimelerle yanıt verilir bilemiyorum. Çünkü, öyle bir şey ki bu. Hem hayatta en çok sevdiğiniz şeyi yapıyorsunuz, hem de bu nedenle belirli bir gelir elde ediyorsunuz. Ayrıca, takım kaptanlığı gibi çok da önemli ve sorumluluk taşıyan bir apolet takıyorsunuz. Bu durum, gerçekten kelimelerle ifade edilecek bir onur değil. Bir kere giydiğinizde içinizi ürperten Ay Yıldızlı gururu ve Sarı Lacivertli rengiyle mutluluğun rengi olarak sırtınızda taşıdığınız o formayı ve iki takımın da kaptanlık gururuna sahip olmaktan sonsuz mutluyum.

E. A. – Sözlerinin arasında Ay Yıldızlı formadan söz ettin. Eda Erdem’in milli formanın dışında, hatta milli olup, kaptanlık mertebesine gelmesine neden olan bir de Sarı Lacivertli forma var. Ve bu formayı iki yıl daha giymek için Fenerbahçe’yle sözleşme yeniliyorsun. Senin de ifade ettiğin gibi çok onurlu bir görev, ağır bir misyon bu. Buradan hareketle, milli takım ve Fenerbahçe’deki geleceğine dair çok kısa olarak neler söylersin. Buna bağlı olarak, Chobani ya da bilinen adıyla Şükrü Saraçoğlu Stadyumunun önünde, Sarı Lacivertli kulübün simgeleri arasında yer alan Lefter Küçükandonyadıs, Can Bartu ve Alex De Souza ile birlikte senin de heykelin yer alıyor. Bu nasıl bir duygu? Gelip geçerken, gördüğünde neler hissediyorsun?

E. E. - Milli takım, her profesyonelin olduğu gibi benim de hedefimdi ve şükürler olsun ki o noktaya ulaşabildim. Üstelik de kaptanlık noktasına kadar gelebildim. Amacım, davet edildiğim sürece, Kırmızı Beyazlı formayla ve gururla ter akıtabilmek. İnanılmaz iyi ve özverili bir oyuncu grubuyla birlikte başarılı performansımızı sürdürebilmek.

Fenerbahçe’ye, yani beni Eda Erdem yapan Sarı Lacivertli camiaya karşı da sorumluluğum var tabi ki. Bu sorumluluğumun son nişanesi de imza altına aldığımız sözleşme oldu. Fenerbahçe gibi Türk sporunun lokomotifi olmuş bir kulübün içinde olmak gerçek anlamda çok özel bir onur. Bu onuru gücümün yettiği son ana kadar yaşamak isterim. Tabi ki, aktif spor yaşamımı sonlandırdıktan sonra, voleybol adına edindiğim bilgi birikimi ve tecrübelerimi, bu spora gönül vermiş gençlerle paylaşmak yani hocalık yapmak isterim. Bunu günü geldiğinde yaşar ve görürüz inşallah.

Sorunun sonundaki heykel konusu için ne söyleyebilirim ki? Bir insanın yaşarken onore edilmesi son derece anlamlı bir şey. Fenerbahçe tarihine imzasını atmış çok önemli üç figürün yanında yer almaktan duyduğum gurur çok başka. Bana gösterilen bu teveccühe layık olmaya çalışıyorum. Sanırım söyleyebileceklerim bu kadar...

***

İşte, futbolun egemen olduğu spor ikliminde, “Biz voleybol ülkesiyiz” mottosunun toplumun zihnine adeta çakılmasına etken olan, iki önemli figürle gerçekleştirdiğimiz kısa ancak samimi söyleşiden aktarabileceklerimiz bu kadar.

Kalın sağlıcakla...