İskenderiye Kütüphanesi’ni yakan zihniyet ile bugün yapay zekâ üzerinden insanlığın hafızasını silmeye çalışan küresel akıl aynı adrese hizmet ediyor. Tarih boyunca kitapları alevlere teslim edenler, şimdi 'Büyük Sıfırlama' ile medeniyetimizin köklerini kurutma derdinde...
Tarih, sosyal, siyasi, iktisadi ve kültürel hadiselerin laboratuvarıdır.
Ve Tarih unutmaz! Önünde sonunda gerçeği ortaya döker.
Tarihin kaydettiği en acımasız kitap katliamı İskenderiye Kütüphanesi'nin bağnazlar tarafından 5 asırlık bir süreçte sürekli ateşe verilmesidir.
İskenderiye Kütüphanesi bir dizi trajik hadiselerin, yangınların neticesinde yok olmuştur. Jul Sezar'ın M.Ö. 48 yılında İskenderiye Kuşatması esnasında başlayan süreç M.S. 391'de "Pagan tapınaklarını yıkan Hristiyan bağnaz isyancılar"ın son darbesini oluşturan yangınla tamamen yok olmuştur.
Bu hadiseyi bile Müslümanların üzerine yıkmaya çalışmışlardır ki o tarihte daha İslam yok. Hz. Peygamber yok.
Ama beyin yıkama, algı mühendisliği diye bir "Batı Zanaatı" mevcut. Bereket ki 2000'li yılların başında Hollywood yapımı bir film hadiseyi oldukça objektif sayılabilecek şekilde anlatıyor.
M.Ö. 3. yüzyılda kurulmuş olan İskenderiye Kütüphanesi insanlık tarihinin en önemli eserlerinden biridir. Tarihi kaynaklar bu kütüphanede 900.000 cilt el yazması eserin bulunduğunu zikreder. Bazı kaynaklarda ise 400.000.
391 yılında Roma'nın Mısır Valisi Theophilos, Mısır'ın Ezoterik/Batıni din mensuplarına ait Osiris tapınağının yeri olan bir arsayı kilise inşası için Hristiyanlara verdi.
Temel kazıları sırasında üzerinde Ezoterik inanca- dine ait yazılar bulunan bir taş çıktı. Hristiyan rahipler bu hususu alay konusu yaptı. Bu hadise Ezoterik inanca sahip İskenderiye halkını kızdırdı. Neticede Hristiyan Roma askeri gücü insanları kitle halinde kılıçtan geçirdi. Hristiyanlık devlet dini olmuştu.
Roma İmparatoru I. Theodosius, Ezoterik dinin İskenderiye'de hala niçin bu kadar canlı ve güçlü olduğunu Mısır Valisi'ne sorunca, Vali sebep olarak İskenderiye Kütüphanesi'nin antik- putperest- Ezoterik kültürünü devam ettiren kitapların mevcudiyetini ileri sürdü.
Bunun üzerine, Roma İmparatoru söz konusu kitapların hepsinin yok edilmesini emretti.
İskenderiye Kütüphanesi'ndeki bütün el yazması kitaplar İskenderiye'deki hamamlara dağıtılarak yaktırıldı.
Böylece Roma despotizmi ile Hristiyan bağnazlığı elbirliği ile insanlık tarihinin bu eşsiz bilim- kültür hazinesi kıyamete kadar yok oldu.
Antik çağlardan o zamana kadar mevcut olan binlerce eser bir daha geri dönüşü olmayacak şekilde yok edildi. Dünya medeniyetinin beşiği Mısır- Mezopotamya'dır. Binlerce yıl boyunca biriken bilim, tarih, matematik, felsefe, ezoterik inançlara ait bu eserler alevlere teslim papirus ruloları değil, aynı zamanda insanlık hafızasının, tarihinin, keşiflerin vb. kül oluşuydu.
Aslında alevler arasında yok olan ‘’Bilgelik ve Erdem’’ idi. Farklı düşünebilme, alternatif geçmişti.
Kütüphanede Aristoteles'in kayıp eserleri, Homeros'tan önce yazılmış şiirler, Babil astronomisi, antik Mısır tıbbı, Sümer ve Hindistan'dan, Uygur Türkleri'nden gelen sayı ve takvim sistemleri ve daha niceleri oradaydı.
Bir diğer gerçek ise, İskenderiye Kütüphanesi yalnızca bir bina değildi. Burada bilgi toplayanlar, analiz edenler, çevirmenler, filozoflar ve en önemlilerinden biri olan insanlığın geçirdiği inanç evrimi, Ezoterizmden semavi dinlere (Yahudilik ve Hıristiyanlık) insanlığın hafızası, yaşayan canlı bir düşünce organizmasıydı.
Ancak bütün bunlar Roma İmparatorluğu ve onun devlet dini Hıristiyanlık için risk oluşturmaktaydı.
Yok edildi.
Günümüzde İskenderiye Kütüphanesi "Bibliotheca Alexandrina" kuruldu ve adından başka benzer bir yanı maalesef yok. İnsanlığın en eski ve en büyük entelektüel trajedisi olarak hatırlanıyor, sonsuza kadar böyle hatırlanacak.
Gelelim hikayenin bir diğer boyutuna. Dönemin Mısır ve İskenderiye'sinde Osis- Osiris- Isis Ezoterik kültü çok güçlüdür ve devlet mekanizmasında da casusları vardır. Kütüphanenin başına gelecek olan trajediyi önceden haber alırlar. Olabildiğince kıymete değer ezoterik eserler kütüphaneden çıkarılarak, Bağdat diyarına gönderilir.
Bu eserlerin hayatta kalanlarının bulunduğu yer Irak'ın ABD işgalinden sonra 2003 yılında Ebu Garip Hapishanesi olarak meşhur olan aslında bir müzeydi. Buranın zemin altında Mezopotamya'nın ata tohumları saklanırken yukarıda da antik eserler, İskenderiye Kütüphanesi'nden kaçırılan eserler yer almaktaydı.
Amerikan işgal gücü hem tohumları hem de eserleri alıp Amerika'ya götürdü. Tohumların bir kısmı Amerikan Tarım Bakanlığı'na bir kısmı da meşhur Rockefeller Vakfı'na ait Norveç Svalbard Küresel Tohum Ambarı'na verildi. Burasının 2008 yılında açıldığını da belirtelim ki yaygın adı "Kıyamet Ambarı"dır.
Kitaplara gelince, akıbetleri meçhul.
2006'nın temmuz ayının ortasında ünlü Amerikan gazetesi The Washington Post'da yer alan bir haber herkese "neler oluyor" dedirtti.
Merkezi Kanada'da bulunan ve adına "Panama Projesi" denilen ve gizli yürütülen projeye göre Almanya-Çekya sınırında toplanan milyonlarca bilgi ve insanlığın hafızasını oluşturan kitaplar yapay zeka şirketleri tarafından siparişlerle toplanıyor, yapay zekaya yükleniyor ve orijinal kitaplar yakılıyor. Şimdilik bilinen bu yöntemle imha edilmiş kitap sayısı üç milyon!
Bu arada iki hususu da belirteyim.
Birincisi George Orwell'in meşhur distopik eseri 1984 ve orada yer alan "Tarih Siliciliği".
İkincisi ise John le Carre'nin aynı adlı kitabından sinemaya aktarılan, 2001 ABD- İrlanda yapımı "The Tailor of Panama/Panama Terzisi" filmi.
Anlaşılıyor ki yapay zeka şirketleri bilgiye el koyma, insanlığın hafızasını silme yolunda "Modern İskenderiye Kütüphanesi Yangını" çıkarma işgüzarlığı yolunda ilerliyor. Hele hele Dünya'nın "Para Egemenliği"nden "Bilgi Egemenliği"ne evrildiği bir dönemde... Ve de "Büyük Sıfırlama" hikayelerinin komplo teorisinden gerçek hayata evrildiği günümüz dünyasında hadise daha da önem kazanıyor.
İskenderiye, İsfahan, Harran, Bağdat, Necef, Konya, Urfa, Endülüs Kütüphaneleri niçin, neden yakıldı veya yok edildi?
Eskiye ait ne varsa yok etmeden yeni bilgi paradigması ve düzen kuramazsınız.
Savaşlar, inanç- dini görünümlü olsa da, bilgi ve bilgi kaynaklarını kontrol ve yeni sistem kurmak için, tarih boyunca tekerrür etti.
Büyücülük, Mitoloji, Ezoterizm"den semavi inançlara (Yahudilik ve Hıristiyanlık) geçişlerde insanlığın hafızasının "temizlenmesi" yoluna gidilmiştir.
Günümüzün "Büyük Sıfırlama"sı nedir?
İsrailli tarihçi- yazar Yuval Noah Harari tarafından yazılan ve "Tanrı İnsan" anlamına gelen "Homo Deus" kitabında küresel güç sahipleri ve yeni düzen kurucuların, düne ait hiçbir şeyi istemedikleri, semavi dinleri asla arzulamadıkları ve insanın "Veri" olduğu bir sistem tasavvur ettiklerini belirtiyor.
İskenderiye Kütüphanesi'nden yapay zekaya "Büyük Sıfırlama" üç alanı kapsıyor:
· Finansal sistemin sıfırlanması
· İnsanlığın hafızasının sıfırlanması
· Bilginin sıfırlanması.
İnsanlık, tarihin en büyük distopyası ile karşı karşıya.