Makedonya Kralı Büyük İskender'in kumandanlarından Antigonos Monophthalmos tarafından M.Ö. 316'da kurulan İznik, her köşe başında farklı bir tarihe ev sahipliği yapıyor.
Bitinya'dan Osmanlı'ya uzanan medeniyetlerin izlerini taşıyan bu eşsiz kentte, geçtiğimiz hafta İznik Müzesi’ni konuşmuştuk. Bu hafta ise tarihin derinliklerine doğru bir adım daha atıyor ve yönümüzü Antik Roma Tiyatrosu’na çeviriyoruz.
*Bitinya: Bitinya bölgesi Küçük Asya’nın kuzey batısında yer alır. Kuzeyinde Karadeniz, güneyinde Phrygia ve Galatia, batısında Propontis ve doğusunda da Paflagonya bulunur. Bitinya bölgesinin içinde yer alan bugünkü şehirler Kocaeli, Bursa, Düzce, Sakarya, Zonguldak, İznik, Yalova, Kastamonu, Bartın ve Bolu’dur.

Antik Roma Tiyatrosu’ndan çıkarılan birçok eser İznik Müzesi’nde sergileniyor. Aslında ikisine bir bütün olarak bakmak daha doğru olur ancak tiyatro tarihi anlamda çok fazla detaya sahip olduğu için ayrı yazmak istedim.
2 bin yıllık geçmişe sahip olan Antik Roma Tiyatrosu restorasyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından 2024 yılının Mart ayında yeniden ziyarete açılmış olsa da ana yapının dışındaki alanlarda çalışmalar hâlâ devam ediyor.
10 bin kişi kapasiteli tiyatronun 2. ve 3. yüzyıllarda gladyatör oyunları ve diğer gösteriler sahneleniyormuş. 4. ve 5. yüzyıllarda ise dini törenler için kullanılmaya başlanıyor.

Rigole duvarlarındaki haç, çelenk ve kilise işaretleri ile özellikle Meryem İsa freski, Anadolu'daki en erken örnek olarak aktarılıyor.
Hristiyanlığın ilk toplantısı 1. Ekümenik Konsil'in İznik'te gerçekleştiğini biliyoruz ve bu da buranın Hristiyanlık için ne kadar önemli bir yer olduğunu gösteriyor.
Yetkililer, İznik Konsili'nin toplandığı 325 yılından sonra tiyatronun işlevinin değiştiğini, daha çok dini amaçlar için kullanılmaya başlandığını, tiyatronun günümüzde Hristiyan din adamları tarafından da sık sık ziyaret edildiğini söylüyor.

İznik Roma Tiyatrosu'nu diğerlerinden ayıran en önemli özelliklerden biri de düz bir yamaca yaslanmak yerine, tonozlar üzerinde yükselen bir mimariye sahip olması. Bu durum, dönemin mühendislik dehasını gözler önüne sererken, sergilenen her bir taşın neden bu kadar kıymetli olduğunu da açıklıyor.
2'nci yüzyılda Roma İmparatoru Trajan tarafından Bitinya Valisi olan tarihçi ve yazar Plinius'a yaptırılan tiyatroya 11-13. yüzyılda kiliseler inşa edilmiş. Bu kiliselerden birini seyircilerin oturdukları basamaklı yerin en üstünde, bir tanesi de girişte.

Seyircilerin oturdukları en üst basamakların manzarası da çok hoştu ve de çok güzel esiyordu. Sıcak günlerde ziyaret edecekseniz bir süre burada vakit geçireceğinize eminim.