Biz gazeteciler için haber avcılığı, haber atlatma keyfi olsa da, yalnızca iş ortamında geçerlidir. Samimiyet ve dostluk adına duyulan güven ise, her zaman yürekte yaşanır.
Yeni yılın ilk günlerinde çok güzel bir mekânda, son derece özel insanlarla birlikte, “Yıldızlar geçidi” tadında bir yemek davetindeydim.
Türk futbolunun iki köklü çınarı Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın şanlı tarihine imzalarını atmış, sahada birbirine rakip, ancak dışarıda ayrılmaz dost olan ve her biri, bir diğerinden değerli efsane futbol ikonlarıyla birlikte zaman tünelinden geçerek geçmişe yolculuk yaptık.
Geçirdiği ağır rahatsızlık sonrası iyileşerek sağlığına kavuşan, hem Fenerbahçe, hem de Beşiktaş formalarını başarıyla giyen Tayfur Havutçu için bir araya gelen eski yıldızlar, ‘Vefa’nın İstanbul’da bir semt adından ibaret olmadığının kanıtını ortaya koydular.

Oğuz Çetin, Aykut Kocaman, Recep Çetin, Ertuğrul Sağlam, Gökhan Keskin, Erkan Avseren ve Zafer Tüzün gibi dönemlerine imza atmış yıldızların buluşmasında günümüzden geçmişe bir köprü kurulup, eski günler yad edildi.
Her biriyle farklı zaman ve ortamlarda yaşanmışlık ve yakınlığım olan dostlarla beraber olmak, aynı ortamı paylaşmak yeni senenin ilk güzelliğiydi benim için...
Kahkahaların havalarda uçuştuğu, birliktelikte zaman zaman duygusal anlar da yaşandı. Futbolun sadece bir oyun olmadığını, güçlü bir bağ ve ortak kültür olduğunu bir kez daha hatırlatan bu buluşmada, Tekirdağ Vali Yardımcısı Günay Öztürk’le birlikte, dostum olmasından çok büyük mutluluk duyduğum, basın danışmanlığını da yaptığım Fenerbahçe 2000 Derneği Başkanı sevgili Şevket Yılmaz ağabeyim, genel sekreterimiz Emrah Çulha'nın da aralarında olduğu birçok değerli isim de vardı.

Yemekte futbolculuk süreçlerinde sahada yaşanan kıyasıya rekabeti geçmişte bırakıp, günümüze yıllara meydan okuyup parmak ısırtan vefakârlıklar taşıyan eski dostlarla, tabiri caizse muhabbetin dibini deldik.
Özellikle Tayfur Havutçu’nun yeniden sağlığına kavuşmuş olması, bu birlikteliğe ayrı bir anlam kattı. Futbol dünyasının renkli figürleri geçmişte yaşadıkları unutulmaz anıları paylaştı, bazen gülerek, bazen hüzünle…
Koyu muhabbet yalnızca geçmişe dair değildi. Futbola, özellikle de Türk futbolunun geleceğine dair konuşulacak ne varsa dile getirildi.
Böylesi buluşmalar, bize hatırlatıyor ki; saha dışında kazanılan dostluklar, futbolun en güzel yanlarından biri. Çünkü, rekabet sahada, dostluk sofrada daha güzel anlamlanıyor…
Biz gazeteciler için de haber avcılığı, haber atlatma keyfi ise yalnızca iş ortamında, samimiyet ve dostluk adına duyulan güven ise, yürekte yaşanıyor.
Sonuçta, yukarıdaki satırlarda da vurgulamaya çalıştığım gibi “Vefa” tanımlaması bu ve benzeri olaylarla gerçek anlamını buluyor değil mi?
Kalın sağlıcakla…