Guendouzi, Fenerbahçe formasıyla çıktığı ilk maçta,golünü atarak bu kulübün “İlk günden iz bırakanlar” listesine adını yazdırdı.
Fenerbahçe tribünlerinde yıllardır dilden dile, nesilden nesile dolaşan, yazılı olmayan ama herkese mal olmuş bir futbol ‘mit’i vardır;
“Sarı Lacivertli formayı sırtına geçiren bir futbolcu, Galatasaray’a gol attığı gün bu camianın parçası, gerçek bir Fenerbahçeli olur.”
Bu bir yönetmelik değildir, talimat hiç değildir. Daha çok kulaklarda yer eden, hafızalarda büyüyen Sarı Lacivert bir gelenektir bu. İnkâr edemeyiz; Fenerbahçe tarihinin duygusal kodlarında bu cümle hep yer alır.
Süper Kupa finalinde Galatasaray karşısında oynanan oyun ve ardından gelen 2-0’lık galibiyet, işte tam da bu geleneği net bir biçimde ve bir kez daha hatırlattı. Çünkü o gece kazanılan şey yalnızca bir kupa değildi. Sahaya bırakılan iz, duruş, karakter ve mesajdı.

İKİ GOL; İKİ FARKLI İSİM
Skorborda baktığınızda Fenerbahçe’nin attığı iki golde, iki farklı isim görüyoruz. Bunlardan biri Guendouzi. diğeri ise Oosterwolde.
Oosterwolde, 2022-2023 sezonunda geldiği Fenerbahçe’de toplamda 89 kez giydiği Sarı Lacivertli forma altında üç gole imza atmış bir isim. Bunlardan ilk ikisi Avrupa kupalarında Belçika’nın Union SG ve kendi ülkesinden FC Twente takımlarına. Üçüncüsü ise, Süper Kupa finalinde Galatasaray’a. Yani, Hollandalı oyuncu geldiği üçüncü sezonda gerçek Fenerbahçelilik ‘mit’inin gereğini yerine getirmiş.
Ve ikinci gol yani Guendouzi...
Guendouzi, Fenerbahçe formasıyla çıktığı ilk maçta, üstelik bir derbide golünü atarak bu kulübün “İlk günden iz bırakanlar” listesine adını yazdırdı. Bununla yetinmedi. Sahanın her metrekaresinde vardı, oyunun ritmini oluşturanlar arasına girdi. Temposunu rakibe kabul ettirdi. Enerjisiyle maçı oynayan değil, maçı yaşayan bir profil çizdi ve doğal olarak gecenin en çok konuşulan ismi oldu.
Burada ayrı bir parantez açalım...

İLKLER HER ZAMAN ÖNEMLİDİR
İlkler her zaman hafızalara kazınır. İlk maç ilk gol, ilk alkış, ilk temas… Hepsi ayrı anlam taşır.
Dzeko’nun Fenerbahçe formasıyla çıktığı ilk maçında Neftçi Bakü karşısında attığı gol ve yaptığı asistler mesela…
Robin Van Persie’nin Sarı Lacivertli takımdaki ilk maçında Atromitos karşısında verdiği “Ben artık buradayım” mesajı…
Miroslav Stoch Fenerbahçe formasına “Merhaba” der demez Young Boys’a attığı o Şampiyonlar Ligi golü…
Vedat Muriqi’nin Gaziantep karşısında tribünle kurduğu ilk bağ. Tüm bunlar bu durumun geçmişteki örneklerinden küçük bir demet.
Ve şimdi o listeye yeni eklenen bir isim daha var: Fenerbahçe’nin yeni transferi, Fransız yıldız Matteo Guendouzi...

FENERBAHÇE’NİN ARADIĞI DİNAMİZM VE SÜREKLİLİK
Ancak onu bu zincirde özel bir yere koymak gerekiyor. Çünkü Guendouzi, yalnızca gol atan bir orta saha olarak gelmedi. O, Fenerbahçe’nin uzun zamandır aradığı dinamizmi, sertliği ve sürekliliği sahaya taşıyabilecek bir karakterle çıktı karşımıza.
Üstelik şartlar hiç de konforlu değildi.
Fransız oyuncu, Fenerbahçe formasını giymeden sadece üç gün önce Lazio ile Fiorentina karşısında 90 dakika oynamıştı. Bu tablo, çoğu teknik adam için ‘kulübede başlatma’ gerekçesidir. Çünkü, böyle olduğunda risk alınmamış, adaptasyon süreci zamana yayılmış olur.
Ama bu kez farklı oldu...
Genel geçer örneklerin aksine, Guendouzi ısınarak oyuna girenlerden değil, oyunun içine atlayan ve hani tabiri caizse; ‘Kırk yıldır o formayı giyiyormuşçasına’ arkadaşlarıyla uyumlu, teması seven, mücadeleden kaçmayan, topu kaybettiği yerde geri istemeyi de bilen bir futbolcu profili ortaya koydu.

TEDESCO’YU UNUTMAMAK GEREK
Bu arada unutmadan bir ismin daha hakkını verelim. Domenico Tedesco...
Ezberlere bağlı olmayan, oyuncusuna güvenen ve cesareti tercih eden bir teknik adam. Onun futbol anlayışı, Guendouzi gibi sınırları zorlayan bir orta saha için adeta uygun bir zemin bir platform oluşturuyor tabi ki.
Ve bu iki karakter birleştiğinde, Galatasaray maçında ortaya çıkan tablo şu oldu:
Guendouzi yalnızca gol atan bir isim olmadı. Oyunun temposunu yükselten, orta sahayı diri tutan, takımın mücadele dozunu artıran ana unsur haline geldi.
Ve bu arada altını çizmek istiyorum: Galatasaray ve Beyoğlu Yeni Çarşı karşısında izlediğimiz performans, Guendouzi’nin tamamı değildi.
Henüz dar alanlarda oyunu nasıl yönlendireceğini, baskı altında ne kadar belirleyici olabileceğini, maç kilitlendiğinde nasıl bir liderlik göstereceğini tam olarak görmedik. Ama sinyallerin net bir biçimde aldık.
GUENDOUZİ’NİN IŞIĞI BİR ANLIK DEĞİL...
Evet, Guendouzi pahalı bir transfer bunu kabul etmemiz gerek.
Doğru, kulüp tarihinin en maliyetli transfer hamlesi konumunda.
Lakin bazı futbolcular vardır; bedellerini yalnızca skorla değil, sahaya taşıdıkları ruhla ve dinamizmle fazlasıyla öderler. Guendouzi de, bu tanıma fazlasıyla uyuyor.
Ve tüm bu veriler doğrultusunda vardığım sonuç; Sahadaki duruşu, beden dili ve tribünle kurduğu ilk bağ açıkça şunu söylüyor: Bu bir anlık parıltı değil.
Bu nedenle bugün için Guendouzi adına, etkileyici bir başlangıç yaptığı söylenebilir.
Galatasaray’a attığı gol, ortaya koyduğu futbol anlayışı, Beyoğlu Yeni Çarşı maçında oyuna sonradan girdiğinde takıma kattığı dinamizm ve uyum her anlamda önemli.
Ama asıl gerçek şu ki; Fenerbahçe formasını giydiği iki maça da baktığımızda Fransız futbolcunun henüz sadece fragmanını izlediğimizi düşünüyorum.
Filmin aslı daha başlamadı...
Yeniden görüşmek üzere...