Soruyorum; insan en çok ne zaman yenilir ya da kaybeder? Cebindeki son kuruşu kaybettiğinde mi, yoksa o son kuruşla birlikte onurunu, ailesinin güvenini ve çocuklarının geleceğinden çaldığı umudu da o sanal masada bıraktığında ya da kaybettiğinde mi? Bugün hep birlikte, modern dünyanın en sessiz ama en gaddar cellatlarından biri olan sanal kumarı ve yasa dışı bahsi, bir toplumsal yara olarak masaya yatıralım.

Eskiden kumar; karanlık mahfillerin, kaçak göçek köşelerin işiydi. Şimdi ise pusu kurmuş bir sinsi yılan gibi cebimizde, yastığımızın altında, en mahrem anlarımızda yanımızda. Bir telefon ekranının soğuk ışığında, bir "tık" uzağımızda bekliyor. Ve ne yazık ki o ışık, sadece ekranı değil; binlerce yuvanın sönen ocağını da aydınlatıyor.

SESSİZ ÇIĞLIKLAR: PARÇALANAN HAYATLAR

Sanal bağımlılıklar; sigara, alkol, uyuşturucu ve yasaklı madde gibi diğer bağımlıklarına benzemez; diğerleri gibi kokmaz, sendelemez, dışarıdan bakınca kullanıldığına yönelik ibareleri kendini hemen ele vermez. Ama daha tehlikeli şekilde içten içe bir kanser gibi kemirir hayatı.

Bugün Türkiye’nin her köşesinden yükselen o sessiz feryatları duymak zorundayız Henüz geçtiğimiz aylarda, üniversite harçlığını ve ailesinin binbir emekle gönderdiği parayı bir gecede "slot" oyunlarında kaybeden, ertesi gün arkadaşının yüzüne bakamadığı için sessizce aramızdan ayrılan o genci nasıl unutabiliriz?

Peki ya o gencecik zihinleri aydınlatması gerekirken, bu karanlık dehlize çekilen öğretmenimizin hikayesi? Borç batağının içinde çırpınırken öğrencilerine vereceği dersi değil, ödeyeceği faizi düşünmekten yorulup canına kıyan o öğretmenin bıraktığı boşluk sadece ailesinin değil, bu ülkenin geleceğinin boşluğudur.

Ya da vatanı için göğsünü siper etmiş, bedeninden bir parçayı bu topraklar için feda etmiş bir gazimizin, o kutsal emanet gibi taşıdığı tazminatını "belki bir çıkış yolu olur" umuduyla bu kirli algoritmalara kaptırması...

Bir gazinin onuruyla, bir öğretmeninin umuduyla ya da bir gencin hayalleri ile beslenen bu çark, paradan çok daha fazlasını, günden güne yaşamımızı ve ruhumuzu öğütüyor.

ORTAK İRADE VE HUKUKİ KALKAN

Bu toplumsal çürümeye karşı bugün devletin tüm mekanizmalarında çok daha somut ve tavizsiz bir duruş sergileniyor. Cumhurbaşkanlığı makamından yükselen ve toplumun her kesiminde yankı bulan o irade, gençlerimizi ve aile yapımızı bu "dijital terörden" korumayı en öncelikli görev sayıyor.

Devletin en üst kademelerinde vurgulanan "bir tek evladımızı dahi bu bataklığa teslim etmeyeceğiz" kararlılığı, bugün toplumsal bir savunma hattına dönüşmüş durumda. Nitekim adalet mekanizması da bu iradeyi sahadaki en güçlü kalkan haline getiriyor. Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek’in, gazeteci Hande Fırat’a verdiği röportajda kamuoyuna yansıyan mesajları, mücadelenin derinliği ile genişliğini ve ciddiyetini açıkça ortaya koyuyor.

Yasa dışı bahisin/kumarın artık bir "kabahat" değil, toplumun huzuruna ve ekonomisine kastetmiş organize bir suç odağı olarak ele alındığı bu yeni dönemde, sadece sitelere erişim engellenmiyor; suçtan elde edilen gelirlere el konulması ve para trafiğinin tamamen kesilmesine yönelik "sıfır tolerans" ilkesi işletiliyor. Adalet sistemi; reklamı yapan "fenomenlerden" finansal ayağındaki aracılara kadar her halkayı hukukun gücüyle hesaba çekiyor.

GENİŞLEYEN BAKIŞ AÇISI: MECLİS'İN ORTAK KAYGISI

Bu devasa sorunla mücadelede, siyasetin farklı renkleri de çözümün bir parçası olmak adına önemli tespitlerde bulunuyor. Muhalefet kanadı, yürütülen polisiye operasyonları desteklemekle birlikte, meselenin köklerine inilmesi gerektiğini vurguluyor. Meclis çatısı altındaki farklı sesler; denetim mekanizmalarının teknolojik hızla eş değer bir ivmeye kavuşturulması ve finansal takip sistemlerindeki boşlukların ivedilikle kapatılması yönünde yapıcı öneriler sunuyor.

Özellikle gençlerin bu karanlık dehlize düşmemesi için sadece yasakların yeterli olmayacağı, ekonomik refahın artırılması ve sosyal rehabilitasyon merkezlerinin yaygınlaştırılması gerektiği fikri muhalefetin en sık dile getirdiği çözüm yollarından biri.

"Siyaset üstü bir seferberlik" çağrısı yapan bu yaklaşım, yasa dışı bahis baronlarının küresel ağlarına karşı daha sıkı bir mali denetim ve eğitimde farkındalık çalışmalarının önemine işaret ediyor. Bu durum, devletin kararlılığı ile meclisin denetleyici gücünün birleşerek soruna karşı topyekûn bir "ulusal savunma" oluşturduğunu gösteriyor.

BİR UMUT IŞIĞI: YARALARI BİRLİKTE SARMAK

Bu yazı sadece bir uyarı değil, aynı zamanda samimi bir kucaklaşma çağrısıdır. Eğer şu an elindeki telefona bakarken kalbiniz sıkışıyorsa, "Ben ne yaptım?" diyerek sessizce ağlıyorsanız, çevrenizdekilere yalan söylemekten yorulduysanız biliniz ki yalnız değilsiniz. Ama şunu da biliniz ki; o ekran size asla kaybettiğiniz huzuru, sildiğiniz gözyaşlarınızı geri vermeyecek.

Çözüm, o son "el"de veya bir sonraki "kazanma" ihtimalinde değil; telefonu kapatıp sevdiklerinizin gözlerinin içine bakabilme cesaretindedir. Onurlu bir pişmanlık, sahte bir zenginlik hayalinden çok daha mukaddestir. Zararın neresinden dönülürse dönülsün, alın teriyle yoğrulmuş bir gelecek, o dijital pulların tamamından daha değerlidir.

Gelin, bu sessiz ve günden güne artık bir bela olan pandemiyi görmezden gelmeyelim. Bir insanın hayatı bir "tık" ile kararmasın; bir yuva, bir ekranın soğuk ışığında buz tutmasın. Hayat, kumara feda edilemeyecek kadar kısa; dürüst bir emekle sofraya getirilen bir lokma ekmek ise dünyanın tüm hazinelerinden daha büyüktür.