Futbol öyle bir oyun ki, bir anlık dalgınlıkla her şey tersine döner. Belki de bu yüzden bu kadar seviliyor; belki de bu yüzden milyonları peşinden sürüklüyor.
Kazanan her zaman haklı mıdır? Çoğu zaman evet… Galatasaray, Fenerbahçe’yi net bir skorla geçerek 2025-26 sezonunda şampiyonluğa neredeyse imzasını attı. Futbolda ‘olmaz’ diye bir şey yoktur, doğru. Ama her ‘olmaz’ın da bir sınırı vardır. Galatasaray son haftalarda puan kaybedebilir mi? Evet. Peki Fenerbahçe bunu değerlendirebilir mi? İşte orası büyük şüphe…

“…BEN SENDE BÜTÜN AŞKLARIMI TEMİZE ÇEKTİM…”
“Spor yazısında şiir ne alaka?” diyenler olacaktır. Ama tam da yeri…
Bu dize, Murathan Mungan’a ait. Şairin doğruyu bulmasını, hatalarından ders çıkarmasını anlatıyor. Yani Okan Buruk’un derbide yaptığı…
Nasıl mı? Anlatayım…
Sezon boyunca zikzak çizen bir teknik adam izledik. Şampiyonlar Ligi’nde Bilbao beraberliği olmasa, gruptan çıkamıyordu. Juventus deplasmanında alarm verdi, görmezden geldi. Liverpool galibiyetleriyle bir anda havaya girdi, ardından İngiltere’de ağır bir futbol dersi aldı. Yanlış kadro, yanlış plan, yanlış hamleler…
Milli aralarda tatil modundan çıkamadı. Trabzon’da kaybetti, ders yok. Kocaeli’de puan bıraktı, reaksiyon yok. Kupada, gol atmayı unutmuş, Gençlerbirliği’ne elendi; yine aynı.
Açık konuşalım: Rakibi Fenerbahçe bu kadar dağılmasaydı, bugün bambaşka bir tablo konuşuyor olurduk. Rizespor maçındaki son saniye golü olmasa, bu yazının konusu bile değişirdi.
Ama, aynı Okan Buruk, derbide bambaşka bir kimliğe büründü. Bu kez dersini çalışmıştı. Doğru kadro, doğru plan, doğru hamleler… Ve sonuç: net galibiyet, yedi puanlık fark. Yani bir anlamda, sezonun bütün hatalarını tek maçta temize çekti.
“…ÇÜNKÜ AYRILIKLAR DA SEVDAYA DÂHİL…”
Fatih Terim’in dört yıl üst üste şampiyonluk rekoruna yürüyen bir teknik adam var karşımızda. Ama şu gerçeği de atlamayalım: Bu kadar inişli çıkışlı bir sezonda şampiyonluk geliyorsa, bunda rakibin hediyelerinin payı yok mu?
Evet, kazandırdığınız maçlar var. Evet, kariyeriniz ortada.
Ama, inatlarınız olmasa? Oyuncu küstürme pahasına yapılan tercihler olmasa? Formda isimler varken gereksiz denemelere girilmese? Alternatifler doğru kullanılsa? İcardi’yi hazır tutsa? O zaman bu iş Nisan’da bitmez miydi?
İlla rakibin tökezlemesini mi beklemek gerekiyordu?

“Ayrılıklar da sevdaya dâhil” der Attila İlhan. Ancak, her sevdanın da bir aklı olmak zorunda. Galatasaray tarihine “ikinci imparator” olarak geçmek istiyorsanız, acele etmeyin. Bazen geri adım atmak, en büyük adımdır.
Ve gelelim Fenerbahçe’ye…
Evet, bir şampiyonluğu daha rakibine ikram etti. Plansızlık, yanlış transferler, eksik kadro mühendisliği, tartışmalı teknik adam tercihi… Hangisini saysanız var.
Santrfor eksik, orta saha tercihleri hatalı, yönetim belirsiz…
Daha da önemlisi: Ortada bir akıl yok.
Eğer iç hesaplaşma yapılır, doğru kadro kurulur ve camia gerçekten kenetlenirse… O zaman hikâye değişir.
Yoksa, sadece Galatasaray değil, daha çok takım “Teşekkürler Fenerbahçe” demeye devam eder.