Hayat denilen bu çetin imtihanda, kimileri önüne çıkan ilk engelde diz çöker, kimileri ise o engeli bir basamak yapıp göklere yükselir.

Muhammed Asbala, sadece bir sporcu değil; bu toprakların mayasındaki azim, sabır ve tevekkülün ete kemiğe bürünmüş halidir.

Onun hikayesi, bedenin bittiği yerde ruhun nasıl şahlandığının, "olmaz" denilenin imanla nasıl "olur" kılındığının destanıdır.

BİR SECDE VAKARI, BİR BAYRAK AŞKI

Muhammed o tatamiye (minder) çıktığında, arkasında sadece antrenörünü değil, seccadesinde ona dua eden bir ananın nefesini, "Evladım vatan sağ olsun" diyen bir milletin duasını hisseder.

Onun vurduğu her tekme, sadece rakibine değil; İslam’ın ve Türklüğün yenilmezlik iradesini dünyaya haykıran bir mühürdür.

Bizim inancımızda "Kün fe yekün" (Ol der ve olur) sırrı vardır.

Muhammed, o eksik parçaları şikayet etmek yerine, elindekine şükredip, azmini bir ibadet aşkıyla yoğurmuştur.

O, bedendeki noksanlığın, yürekteki imana asla zincir vuramayacağını tüm cihana ispatlamıştır.

İSTİKLAL MARŞI'NIN ARŞ-I ALÂ'YA YÜKSELİŞİ

Yabancı bir diyarda, binlerce insanın arasında Al Yıldızlı Al Sancak en yükseğe çıkarken, Muhammed’in o vakur duruşunu gözlerinizi kapatarak hayal edin...

O an duyulan sadece bir marş değildir; Malazgirt’ten Çanakkale’ye, Çanakkale’den bugüne uzanan o sarsılmaz ruhun sesidir.

Muhammed’in boynundaki o altın madalya, sadece bir başarı ödülü değil;

* Bir dervişin sabrıdır,

* Bir neferin vatan aşkıdır,

* "Bitti" denilen yerden yeniden başlayan bir milletin diriliş müjdesidir.

Yüce Allah "Gevşemeyin, hüzünlenmeyin. Eğer inanmışsanız üstün olan sizsiniz." (Âl-i İmrân, 139) diye buyurur.

Muhammed Asbala, bu kutlu ayetin sahadaki tecellisidir.

O, bizlere en büyük engelin bedende değil, şükürsüz kalan kalplerde olduğunu hatırlatmıştır.

*Muhammed Asbala, Paralimpik Türkiye Şampiyonası’nda 1. olarak büyük bir başarıya imza atmış ve İngiltere’de düzenlenecek Dünya Şampiyonası’na katılmaya hak kazanmıştır.

TEŞEKKÜRLER EY YİĞİT MUHAMMED!

Bize millî onuru yaşattığın, manevi değerlerimizi omuzlarında yükselttiğin için.

Sen sadece bir şampiyon değil, bu milletin gurur vesilesi, gençlerin "vakar" örneğisin.

Seninle sadece bir madalya kazanmadık; seninle birlikte bir kez daha anladık ki; iman varsa, imkan da vardır.

Rabbim azmini daim, yolunu her daim açık eylesin.

Bu milletin duaları seninle, gölgen Ay Yıldızlı Al Sancağın üzerinde olsun.

ZAFERİN GİZLİ KAHRAMANLARINA VEFA BORCU

​ Elbette hiçbir zirveye tek başına çıkılmaz; her madalyanın arkasında görünmez kahramanların alın teri, duası ve emeği vardır.

Bu başarı; bir ailenin şefkati, bir antrenörün feraseti ve bir devletin gücüyle birleşen o koca yüreğin ortak zaferidir.

Muhammed’in bu kutlu yolculuğunda;

​ Her düştüğünde elinden tutan, gecesini gündüzüne katıp ona sadece bir evlat değil, bir kahraman nazarıyla bakan aziz ailesine,

​ Onu bir mücevher gibi işleyen, sadece teknik değil karakter ve azim aşılayan, başarının en büyük mimarlarından kıymetli antrenörleri Livanur Yiğit ve İbrahim Yiğit'e,

​ Ve bu yolda sporcusunun her daim yanında duran, imkanları seferber eden Türkiye Taekwondo Federasyonu ile sporu ve sporcuyu baş tacı eden devletimizin tüm yetkililerine sonsuz bir teşekkür borçluyuz.