Oğlunu psikolog arkadaşıma getiren bir baba, “işte bu dinsiz Fırat” demiş. Arkadaşım da babaya, “beyefendi biraz ağır bir ifade oldu, ona kendini arayan Fırat desek daha uygun olmaz mı” önerisinde bulunmuş. Bu vakıa gençleri etiketlemenin onları ötekileştirebileceğine güzel bir örnek teşkil edebilir.
Genellikle 15-24 yaş aralığını kapsayan ve bir geçiş süreci olan gençlik, biyolojik, psikolojik ve sosyolojik yönleriyle insanın çok boyutlu bir gelişim dönemidir. Ergenlik dönemi ile biyolojik gelişme hızlanır; psikolojik açıdan bağımsız yaşama isteği ve duygusal dalgalanmaların arttığı fırtınalı bir dönem başlar; sosyolojik açıdan ise toplumsal roller belirginleşmeye başlayıp toplumsal aidiyet duygusu bu dönemde oluşurken, bireyin kişisel hedefleri ve değer sistemi şekillenir (Erikson, 1968).
Gençlerin bir arayış içinde olduğu bu dönemde öz saygı, aidiyet ve anlam arayışı belirgin bir hal alır. Bu dönemde aile içi iletişimin kalitesi ve gençlere yönelik gösterilecek sevgi temelli rehberlik gençlerin kişilik gelişiminde belirleyici bir rol oynar. Bu kritik dönemde yapılacak etiketleme gençlerin karakter gelişiminde kalıcı izler bırakan travmatik bir etki yapabilir.
Gençliğe yönelik yapılacak genelleme şeklindeki kalıplaşmış ifadeler (örneğin, Z kuşağı sorumsuzdur) son derece tehlikeli sonuçlara neden olabilir. Becker'in (1963) etiketleme teorisine göre, toplumsal norm dışına çıkan bireyler ötekileştirilir. Ötekileştirilen gençler popüler kültür, sosyal medyanın etkisi ve tüketim kültürü yoluyla kendilerine yeni bir kültür inşasına başlamamakta ve sahte kimliklere bürünebilmektedirler. Erikson’un (1968) tanımına göre gencin geçirdiği “Kimliğe Karşı Kimlik Karmaşası” dönemi, ergenin yüzleştiği “ben kimim?” sorusuna karşı cevap arayışını ifade eder. İşte bu dönemde gençlerle kurulacak doğru iletişim hayati bir önem taşır.
Gençlerle kurulacak iletişim psikolojik anlamda güven esaslı olmalı ve empati temelli etkili dinleme becerileri geliştirilmelidir. Özellikle duygusal zekâ eğitimi gençleri anlamak ve onlarla sağlıklı iletişim kurmak için çok önemlidir. Sosyolojik anlamda gençlere yönelik olarak planlanacak gençlik merkezleri, sosyal sorumluluk temelli gönüllülük faaliyetleri, sosyal kulüpler gençlerin sorumluluk ve aidiyet duygularını güçlendirir. Bu çerçevede, aile, okul ve toplum arasında iş birliği modelleri geliştirilmelidir.
Genel bir kabule göre toplumların geleceği gençlerin değer dünyasına bağlıdır. Yaşadığımız dijital çağdaki yoğun bilgi bombardımanı gençlerimizin kimlik şekillenmesini derinden etkilemektedir. Gençlerimize karşı yapılan etiketleme ve yargılama gençlerin kendi içine kapanmasına ve radikal davranışlar göstermesine neden olabilmektedir (Goffman, 1963). Değer temelli yaklaşım, gençlerin bilgi yanında iman, vicdan ve ahlaki bilinçle yetiştirilmesini hedefler. Böylece gençlerin bireysel ve toplumsal olarak dengeli, erdemli ve sorumluluk sahibi olması beklenir (Koç, 2019; Yavuz, 2021). İslam’a göre iman, ahlak ve güzel davranışlar gençlerin karakter gelişiminde son derece önemlidir. Allah Kur’an-ı kerimde “insanın en güzel biçimde yaratıldığını” ifade eder (Tin, 95/4). İslam öğretisine göre Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (S.A.V.) güzel ahlakı tamamlamak için gönderildiği ve eğitimin temel gayesinin insan fıtratının korunması olduğu vurgulanır. Bu değerler gençlere emir ve dayatma yoluyla değil ikna ve inandırma yöntemiyle benimsetilmeli ve gençler kesinlikle ağır bir şekilde etiketlenmemelidir.
Gençler özellikle kimlik oluşum sürecinde soyut nasihatlerden ziyade somut ve tutarlı örnek şahsiyetlerden daha çok etkilenir. Bandura’nın (1977) sosyal öğrenme kuramına göre gençler gözlemledikleri şahsiyetlerin beğendikleri özelliklerini model olarak alırlar. Enfiyeci baba hikayesinde çok güzel anlatıldığı gibi, çocuğuna sigarayı bırakması için nasihat eden bir babanın öncelikle burnundan çıkan duman ağzından çıkan sözleri yalanlamamalıdır.
Gençler toplumun gelişim potansiyeli taşıyan en önemli parçasıdır. Geleceğimiz için gençleri etiketlemeden ve ötekileştirmeden kabul etmeyi öğrenmeliyiz. Başta siyaset dili olmak üzere, eğitim ve medya dili, gençliğin ahlaki ve ruhsal gelişimini destekleyecek şekilde yeniden düzenlenmelidir.
Kaynaklar
Bandura, A. (1977). Social learning theory. Englewood Cliffs, NJ: Prentice-Hall.
Becker, H. S. (1963). Outsiders: Studies in the sociology of deviance. Free Press.
Erikson, E. H. (1968). Identity: Youth and crisis. W. W. Norton.
Goffman, E. (1963). Stigma: Notes on the management of spoiled identity. Prentice-Hall.
Kur’an-ı Kerim, Tin Suresi, 95/4.
Koç, M. (2019). İslam ahlakında gençliğin karakter eğitimi. Diyanet İlmi Dergi, 55(2), 145–162.
Yavuz, A. (2021). Değer temelli eğitimde İslamî yaklaşımın önemi. Uluslararası Din ve Ahlak Araştırmaları Dergisi, 4 (1), 73–89.